21 Aralık 2008 Pazar

Alexandros Grigoropoulos’un arkadaşı Nikos R. İle röportaj

6 Aralık 2008 gecesinde olanlara ve Alexandros Grigoropoulos’un polis tarafından vuruluşuna dair Nicos R.’nin ifadesi

Nikos:
Psychiko Public Lisesinde öğrenciyim. Alexandros’u ya da bizim kullandığımız ve onun diğer adı olan Gregory’i ortaokuldan beri tanıyorum. Aynı okula gittik. Ortaokulun ilk yılından beri yakın arkadaştık. Ortaokulun ilk yılından bu yana, her nasılsa düne, o öldürülene dek yakın arkadaştık.

muhabir:
dün, yani 6 aralık 2008’de Alexandros ile birlikte miydin?

Nikos:
dün yaklaşık akşamüstü 5.50de Larisis istasyonundaki bir arkadaşıma gittim. Oraya ulaşmadan biraz önce Alexandros ile konuştum. Bana polo maçına gideceğini söyledi. Ona maçtan sonra beni aramasını ve Exarcheia’daki Mesolongi caddesinde buluşabileceğimizi söyledim. Maça sık sık buluştuğumuz arkadaşlarımız olan Nikos F. ve P. Ch ile gidiyordu. Eski okuldan arkadaşları bulmak için Faros Psychikou’ya gitmeyi planladık ve sonra hep beraber bir şeyler yapmayı. Çünkü dün benim isim günümdü.

muhabir:
sonra maç bittiğinde Alexandros seni aradı. Nereden geliyordu?

Nikos:
evet, beni aradı ve gelmek için atletizm sahasından çıktığını söyledi. Cep telefonundan gördüğüm kadarıyla Alexandros akşam tam olarak 7.10’da aramış.

muhabir:
Alexandros ile Mesologi sokağında ne zaman buluştunuz?

Nikos:
tam olarak hatırlamıyorum. Olaydan 45 dakika kadar önce. Ben arkadaşımın evinden yürüyerek geldim. Yanlış hatırlamıyorsam Ipeirou sokağına çıktım, oradan direk müzeye, sonra sola, Stournari sokağına ve meydana doğru sağa döndüğünde 10 metre sonrası Mesolongi sokağı oluyor.

3-4 dakika bekledim onu.

muhabir:
geldiğinde ne yaptınız?

Nikos:
o geldiğinde on metre ötedeki uygun bir dükkana girdik ve yiyecek/içecek bir şeyler aldık. Mesolongi’deki kaldırıma geri dönüp yemek yedik ve konuştuk.

muhabir:
tam olarak nerede oturuyordunuz?

Nikos:
Mesolongi ve Tzavella’nın kesişimindeki bir apartmanın girişinde oturuyorduk. Sol tarafta Zoodochou Pigis sokağını görebiliyorduk. Orada oturabileceğiniz üç trabzan vardır, biz de oraya oturduk. Aldığımız şeyleri yedik ve birdenbire, biz konuşurken, yüksek denilebilecek bir patlama duyduk. Duyabileceğimiz kadar bize yakındı fakat ne olduğunu anlayamayacağımız kadar da uzak. Üzerinde durmadık.

muhabir:
patlamaya eşlik eden bir ışık gördünüz mü?


Nikos:
Hayır çünkü patlamayı duyduğumuz yerle görsel bir bağlantımız yoktu, önümüzde duvar vardı. Navarinou sokağında neler olduğunu görmek amacıyla kaldırımdan kalktık. Bir buçuk dakika sonra dört beş yoldan geçenin “polisler geliyor, bir şeyler oldu” dediğini duyduk. Merak edip neler olduğunu görmek için Tzavella’nın ortasına kadar gittik. 3-4 metrelik bir uzaklıkta... kaldırımın ortasına ulaştığımızda 15-20 metre ötedeki iki polis memurunu gördük. Zoodochou Pigis ve Tzavella’nın kesişiminin sağ yanındaydılar. Biri diğerinden daha uzun boyluydu. Sonra iki sokağında kesişiminde durdular. Bizim önümüzde hiç kimse yoktu. Alexandros benim önümdeydi, ben onun arkasında ve onlar da sağ tarafta. Bu iki sokağın ortasında durduklarında sağ ya da sol elleri kemerlerindeki kılıflarda olan silahlarındaydı. Arkamda birisi polise boş plastik şişe attı ve doğal olarak polise isabet etmedi. Söylemeyi unuttum, polisleri gördüğümde bana ve Alexandros’a küfür etmeye başladılar: “Bakire Meryemi sikicez, buraya gel ve sana sert adamın kim olduğunu göstereyim” gibi şeyler. Arkamızdakiler polise “siktir, cehenneme git” diye bağırıyorlardı.

birisi plastik şişe fırlatınca polislerin ikisi de silahlarını kılıflarından çıkarttılar, bizi, Alexandros’un, benim ve diğerlerinin olduğu yeri hedefleyerek. Ardından arka arkaya üç el silah sesi duyuldu. Polislerden biri silahını iki eliyle kavramıştı. Sonra gördüm ki polis gökyüzüne ya da yere ateş etmiyordu. Bizim olduğumuz bölgeyi amaçladılar ve silahları ateşlediler.

Alexandros yere yıkıldı, birinci ya da ikinci atışta ama kesinlikle üçüncüde değil. Bundan sonra ne olduğunu bilmiyorum. İnsanlar bağırıyordu ve bazıları Alexandros’un tişörtünü kaldırıyordu. Kalbinin yakınındaki göğsünün ortasında bir delik gördüm. Yaradan kanlar akıyordu.
Ateş açan ve ardından Alexandros’un düşüşünü gören polisler kaçtılar. Hangi yöne doğru hatırlamıyorum. Sonra ambulans geldi ve Alexandros’u aldı, ölüsünü. Böyle söylüyorum çünkü nabzı atmıyordu ve ağzından kanlar geliyordu.

muhabir:
Olayı anlattığın yerde ışık var mıydı?

Nicos:
Karanlık çökmesine rağmen uçlarda parlayan sokak lambalarının ışığı vardı ve bir de dükkanların. Yalnız bir lamba çalışmıyordu, Alexandros’un solundaki...

muhabir:
bildiklerinden başka bir şey söylemek ister misin?

Nicos:
Size söyleyebileceğim tek şey onların Alexandros’u öldürmediğidir. Soğukkanlılıkla bir cinayet işlediler.


çeviri: m.