18 Ocak 2009 Pazar

Bir İsyan Nasıl Örgütlenir?

Sanal - Ocak 2009

Şehirdeki eylemler nasıl koordine edildi? Şehirlerarası koordinasyon nasıl sağlandı?

Uzun süreli dostluklara ve yüzde yüz güvene dayalı yüzlerce arkadaş grubu, bunun yanı sıra Atina'daki üç ve Selanik'teki üç büyük işgal evinden gelen daha büyük gruplar var. Yunanistan'da 50 sosyal merkez, ülkenin bütün üniversitelerinde de anarşist politik oluşumlar var. Aynı zamanda bütün büyük kentlerde Anti-otoriter Hareket'in şubeleri var, kişisel ilişkilere, telefon ve internet iletişimine dayanan, arkadaş grupları arasındaki bir ağ örgütlenmesi olan Kara Blok da Yunanistan'ın bütün kentlerinde etkin. Bunların her biri için, Indymedia, gerekli bilgilere ulaşmakta çok önemli bir stratejik noktadır; çatışmaların nerede gerçekleştiği, polisin nerede olduğu, sivil polisin nerede tutuklamalara giriştiği, her yerde olan, biten dakika dakika bildirilir. Duyuruların yayınlanması, gösteri ve eylemler için çağrılar yapılması açısından da politik düzeyde çok kullanışlıdır.
Elbette, koordinasyonun pratikte ilk olarak arkadaştan arkadaşa cep telefonları aracılığıyla gerçekleştirildiğini unutmamak gerek; genç öğrencilerin inisiyatiflerini, gösterilerini ve doğrudan eylemlerini koordine etmekte kullandıkları başlıca yol da budur zaten.

Eylemleri örgütleyen ne gibi yapılar ortaya çıkıtı?

a) Her türden küçük arkadaş grupları sokaklarda kendiliğinden kararlar alıyor, eylemler planlıyor ve bunları kaotik, kontrol dışı bir şekilde yürütüyorlardı; ülkenin dört bir yerinde binlerce eylem aynı anda gerçekleştiriliyordu.
b) Her öğleden sonra işgal edilmiş okullarda, işgal edilmiş kamu binalarında ve işgal edilmiş üniversitelerde genel toplantılar düzenleniyordu.
c) Duyurular ve eylemlerin stratejik koordinasyonu için Indymedia kullanıldı.
d) Çeşitli komünist partiler kendi öğrenci konfederasyonlarını örgütlediler.
e) Bir de özellikle çok etkili bir birlik bizzat Alexis'in arkadaşları tarafından örgütlendi ki, bu birlik gösterilerde, eylemlerde, okul işgallerinde ve öğrenci mücadelesi için genel duyurular ilan edilmesinde öğrencileri örgütlüyordu.


Daha önceden varolan, insanların örgütlenmeye gittiği yapılar var mıydı?


İlk kez sokağa inen geç öğrenciler ve göçmenler için cep telefonu yeterdi artardı bile; bu, olaylarda tamamıyla kaotik, önceden kestirilemeyen bir unsura yol açtı. Diğer yandan, Genel Toplantılar, anarşistlerin ve anti-otoriterlerin 30 yıldır her türlü eylemde kullandıkları bir örgütlenme aracıdır. Bütün arkadaş gruplarının, işgal evlerinin, sosyal merkezlerin, üniversite işgallerinin ve diğer örgütlenmelerin de kendi toplantıları olur. Bazı katılımcılar da sol siyasi örgütlenmelerden, solcu ve anarşist üniversite oluşumlarından gelmektedir. Çatışmalar sırasında, liseli gençlerin oluşturduğu yeni koordinasyon ağları olarak internette birçok yeni blog ortaya çıktı.


Bunlardan başka nasıl insanlar eylemlere katıldılar?


Çoğunluğu anarşistlerdi, bunlardan yarısı yaşlıca diyebileceklerimizden oluşuyordu; bazıları daha önceki bazı eylemlerinden dolayı haklarında suçlamalar yapıldığı için tutuklandıklarında mahkûm edilmek gibi yüksek riskler altındaydı. Bunların yanı sıra 16-18 yaşında binlerce öğrenci vardı; birçok Roman çocuk maruz kaldıkları sosyal baskı ve ırkçılığın öcünü alıyordu. Başka toplumsal mücadelelerden biriktirdikleri deneyimleriyle yaşlı devrimciler de vardı.


Ne tür farklı eylemler yapıldı?


a) Kırıp dökme, yağmalama ve yakma genç insanların başlıca eylemleriydi. Sık sık pahalı alışveriş semtlerine saldırdılar; lüks mağazaların içine girip içerideki her şeyi alarak, havadaki gözyaşı gazının etkisini azaltmak için yaktılar. Baş aşağı edilen otomobiller barikat olarak kullanılarak, polisin belirli bir uzaklıkta tutulup özgür alanlar yaratılması sağlandı. Polis 4.600'den fazla gaz bombası kullandı -yaklaşık 4 ton- fakat insanlar sayısız ateşler yakarak, devletin insanlara karşı kullandığı bu kimyasal silaha rağmen nefes alınabilecek bölgeler yarattı.
Binlerce insan, yakılan ateşlerden çıkan siyah dumanın, gözyaşı gazının neden olduğu beyaz dumanı bastırdığını fark eder etmez, ellerinin altındaki her şeyi yakarak gözyaşı gazından korunmaya çalıştı. Kaldırımları çekiçlerle parçalayarak, ortaya çıkan binlerce taşı silah olarak insanların kullanımına hazır hale getirmek de bir başka teknikti; elbette kişisel inisiyatif kullanarak molotof kokteylleri hazırlayıp, fırlatmak da vardı. Bu son taktik özellikle ayaklanma polisini korkutmak, göstericileri göz ardı etmelerini engellemek için kullanıldı. Saldırı ve kaçış sırasında mekân ve zaman kontrolünü elde tutmak için de işe yarıyordu.
b) Ülke çapında sayısız bankaya, polis karakoluna ve polis arabasına sopalarla, taşlarla ve molotof kokteylleriyle saldırıldı. Küçük kentlerde bankalar ve polis birincil hatta tek hedefti; küçük ölçekli cemaatlerin var olduğu bu nedenle de yüz yüze ilişkilerin sürdürüldüğü bu kentlerde dükkânların yakıp yıkılması uygun görülmedi ama birkaç çokuluslu mağazalar zincirine dâhil olan dükkân bunun dışında tutuldu.
c) Her türden kamu binasında, belediye bürolarında, kamu hizmet bürolarında, tiyatrolarda, radyo istasyonlarında, televizyon kanallarında 50-70 kişilik gruplar tarafından simgesel işgaller gerçekleştirildi. Sokaklarda, otoyollarda, işyerlerinde, metro istasyonlarında, kamusal alanlarda ve daha birçok alanda sabotajlar ve ablukalar gerçekleşti, bu sırada binlerce bildiri insanlara dağıtıldı.
d) Parlamento binasının önünde ve her kentte, her gün sessiz protestolar, sanat gösterileri, şiddet içermeyen eylemler gerçekleştirildi. Bu eylemlerin çoğuna polis acımasızca saldırarak gözyaşı gazı kullandı, insanları gözaltına aldı.
e) Solcular, halka açık mekanlarda, underground müzik gruplarının, siyasi bilince sahip pop yıldızlarının katıldığı konserler düzenlediler. Bu konserlerden en büyüğü Atina'da gerçekleşti, 40'dan fazla sanatçı ve 10.000 dinleyici katıldı.
f) Komünist Parti tarafından, denetimli öğrenci gösterileri düzenlendi. Bunların birçoğuna, kaotik, kendiliğinden öğrenci gösterilerine olandan daha az katılım gerçekleşti.


Katılımcıların ne kadarı daha önce böyle eylemlere katılmıştı? Kaçı için bu "bir ilk"ti?


Binlerce insandan birçoğu deneyimli anarşist isyancılar, anti-otoriterler ve özgürlükçü otonomculardı; bunlardan yarısı daha önce ceza aldıklarından dolayı sadece önemli mücadeleler sırasında sokağa çıkan yaşlıca anarşistlerdi. Son üç yıl içinde, Sosyal Güvenlik yasasına ve eğitimin özelleştirmesine karşı gerçekleşen toplumsal mücadeleler sırasında ve 2007 yılında Yunan doğal arazisinin neredeyse yüzde 25'inin yanıp kül olduğu sırada düzenlenen kendiliğinden gelişen muazzam gösterilerle radikalleşen binlerce genç vardı. Tahminimizce, insanların yüzde 30'u ilk kez ayaklanıyordu.


Eylemlerde kullanılan taktiklerden hangileri Yunanistan'da daha önceden kullanılmıştı? Bunlar bu isyan sırasında yaygınlaştı mı? Eğer öyleyse bu nasıl gerçekleşti?


Kullanılan taktiklerden birçoğu uzun süredir Yunanistan'da kullanılmakta olan taktiklerdir. Bu mücadelenin en önemli yeni özelliği bütün ülke çapında hemen, bir anda eylemler gerçekleştirilmesidir. Anarşist etkinliğin sürdürüldüğü en önemli semtlerden birinde bir gencin katledilmesi, bir anda ortaya çıkan bir tepkiyi ateşlendirdi; ölümünü izleyen beş dakika içinde, bütün ülkedeki anarşist hücreler harekete geçti. Birçok vakada, polis, insanların neden kendilerine saldırdığı konusunda anarşistlerden çok sonra haberdar oldular. Yunan toplumu için ülkedeki genç insanların "anarşist şiddet, yakıp, yıkma" gibi taktikleri benimsemesi bir sürpriz oldu, fakat bu anarşistlerin eylem ve düşüncelerinin son dört yıl içinde Yunan toplumu üzerinde bıraktığı genel etkinin bir sonucuydu.


Eylemler sırasında, katılımcılar arasında herhangi bir anlaşmazlık yaşandı mı?


Komünist Parti kendisini anarşistlerden ve solculardan ayrı tutarak, başka gösteriler düzenledi. Komünist Parti'nin yayınladığı duyurular, ana akım medyada boy göstermeleri, parlamentodaki demeçleri ve bütün sol örgütlere karşı gerçekleştirdikleri olumsuz propaganda, her türlü sosyal değişim çabasının karşısına gerçek bir düşman gibi çıktıklarını kanıtladı.


Kamuoyunun eylemler hakkındaki kanaati neydi?


Bir tele-demokrasi devrinde "kamuoyu" denilen şey oldukça tartışma götürür bir kavramdır. Genel anlamda konuşacak olursak, televizyonda bizim "yoksul insanların dükkânlarını yaktığımız" söylendiğinde "kamuoyu" korkar, ama isyanın yer aldığı pahalı semtlerde ne türden mağazaların bulunduğunu halk bilir; televizyondan, öfkeli göçmenlerin sokağa çıkıp yağmaya giriştikleri söylendiğinde korkarlar ama aynı zamanda göçmenlerin yoksul ve çaresiz olduklarını da bilirler, üstelik göçmenlerin çok azı sokağa çıkmıştır. İsyan hakkında açıklamalarda bulunan birçok sanatçı, kuramcı, sosyolog ve benzeri şahsiyetler oldu, bunların birçoğu bizim davamızdan faydalandı; bazıları muhtemelen zamanın ruhunu yakalayabilme telaşına kapılmıştı ama diğer yandan bazıları da bu durumu kendi gerçek düşüncelerini dürüstçe ifade edebilecekleri bir fırsat olarak gördüler. "Kamuoyu" 15 yaşındaki bir gencin bir polis memuru tarafından öldürülmesine karşı öfkeliydi, daha da beter nefret ettiler polisten; zaten kimse sevmez polisi. Yunanistan'daki "normal" insanların çoğunluğu, sağcı hükümete de, önceki (ve muhtemelen gelecekteki) sosyalist hükümete de güvenmez, polisi de, pahalı mağazaları da, bankaları da hiç sevmezler. Şimdi artık, isyanın toplumsal ve ahlaki meşruiyetini ortaya koyan yeni bir genel kanı ortaya çıkıyor. Yunanistan'ı yönetmek önceden de zordu, şimdi artık daha da zorlaşacak.


Olayların bu şekilde gerçekleşmesinde eski diktatörlükten geriye kalan mirasın rolü neydi? Genel kanıyı ve eylemleri nasıl etkiledi?


1973'te yedi yıl süren diktatörlüğe karşı isyan etme riskini üstlenenler sadece gençler oldu; diktatörlüğün sonunu getiren tek neden bu olmasa da, öğrenciler kolektif hafızaya Yunanistan'ı diktatörlükten ve ABD tahakkümünden kurtaran gençler olarak kazındı. Gençlerin herkesin yararına büyük riskler üstlenebileceği yaygın bir inanıştır, bu da öğrenci eylemlerine umut içinde hoşgörüyle yaklaşılmasını sağlar. Elbette artık eski bir hikâye bu, çatışmaların arka planında bir etkisi olsa da, çelişkinin kaynağı olarak görülmemekte.
Bir başka etki de, 1991'de ve 1995'te eğitimin özelleştirilmesine karşı yürütülüp, hükümet planlarının değişmesiyle sonuçlanan ve bugüne kadar eğitimin özelleştirilmesini engelleyebilmiş olan öğrenci hareketlerinin geride bıraktığı etkidir. Kabul etmek gerekir ki, 2007 ayaklanmasıyla muhtemelen Yunanistan tarihinde anarşist hareket şimdiye kadarki zirve noktasına erişmiştir. Bütün ülkeye yayılmış, toplumun büyük bir kısmı üzerinde, eylemler, sloganlar ve düşünceler bakımından büyük bir etki bırakmıştır. Fakat daha önceki öğrenci mücadeleleri, özellikle 1991'de Atina'da sürdürülen mücadele daha gözle görülür ve daha geneldi.




Olayların gelişmesinde, kötü ekonominin rolü şirket medyasının iddia ettiği kadar önemli mi?


Atina'nın zengin semtlerinde oturan gençler de kendi bölgelerindeki polis karakollarına saldırı düzenlediler, öyle ki sınıf savaşını savunan Marksistler olup biteni açıklamakta güçlük çektiler; zengin yoksul ayrımı, eşitlik ve sosyal adalet mücadelesi içindeki uzun soluklu dayanışmaya ve katılıma bakıldığında pek de önem arz etmiyor.
Diğer yandan, 25-35 yaşlarındaki Yunanlar, ekonomi yüzünden aile kurup çocuk sahibi olamıyorlar. Yunanistan, Avrupa'da nüfus artışı en düşük olan ülkedir. Ama bunun isyana neden olduğundan söz etmiyoruz burada. Gençler öfkeli, doğal ve içgüdüsel bir şekilde, hiçbir açıklamaya ve siyasi gündeme gerek olmaksızın polisten, kapitalist aldırmazlıktan ve hükümetten nefret ediyorlar. Yerel medya burada aynı İngiliz, Fransız veya ABD medyaları gibi toplumsal koşullardan derinlemesine bahsetmekten kaçınıyor. Yerel şirket televizyonları kaotik "bozguncular" hakkında uydurdukları yalanlarla işi geçiştirmeye çalışıyorlar, çünkü artık bu toplumda anarşistlerin ahlaki etkisi öylesine güçlendi ki, eğer televizyonda bizim fikirlerimiz hakkında ciddi olarak konuşmaya başlanırsa toplum patlayabilir. Bazı televizyon programları ve gazeteler hariç, ana akım medyanın çoğu ekonomik meseleleri kaotik isyandan ayrı tutmaya çalışıyor.
Mayıs 68 kuşağından gelen solcular bile, medyaya demeç verdiklerinde, yakıp yıkmanın ve ayaklanmaların, halkın gereksinimlerini ve umutlarını dillendiren siyasi ifade ediş biçimleri olmadığını, anarşistlerin ve gençlerin siyasi bir gündem ortaya koyma yeteneklerinin olmadığını, halkın başka türden siyasi temsillere gereksinimi olduğunu söylüyorlar. Elbette bütün bu söylediklerinin, gelecekteki toplumsal mücadelelere katılacak olan gençler üzerinde çok az etkisi oluyor; çünkü bu mücadeleden sonra, artık gençlerle herhangi bir siyasi önderlik ya da otorite arasında yüksek bir gerilim ve büyük bir mesafe var.


Polise kızgınlık ve ekonomiden başka hangi nedenler insanları olaylara katılmaya yöneltti?


Kişisel ve kolektif macera gereksinimi; tarihin yapılmasına katılma gereksinimi; her türden siyasetin, siyasi partinin ve "ciddi" siyasi düşüncelerin kaotik olarak olumsuzlanması; her türden televizyon yıldızına, sosyoloğa ya da seni toplumsal bir fenomen olarak analiz etmeyi amaçlayan uzmana karşı duyulan nefret, olduğun gibi var olma ve işitilme gereksinimi; otoritelere karşı savaşmaktan ve polisle alay etmekten dolayı duyulan coşku, yüreğindeki güç ve ellerindeki ateş, parlamentonun önündeki, pahalı alışveriş semtlerindeki ya da küçük sessiz kasabandaki, köyündeki, mahallenin meydanındaki polislere molotof ve taş fırlatmanın hayret verici deneyimi.
En yakın arkadaşlarınla birlikte bir eylemi planlayıp gerçekleştirmekten duyulan kolektif his, sonra da insanların başkasından duydukları inanılması güç bir hikâye gibi sana bu eylemi anlatmaları; gazetelerde veya gezegenin öte taraflarında bir yerde yayınlanan bir televizyon programında arkadaşlarınla gerçekleştirdiğin eylemden söz edildiğini görmekten duyulan coşku; gelecekteki mücadeleler için küresel örnekler haline gelecek öyküler, eylemler ve planlar yaratmaktan duyduğun sorumluluk gibi başka nedenler de var. Şenlikli bir şekilde mağazaları kırıp dökerek, içindeki malları alıp yakmak, kapitalizmin sahte vaatlerinin ve hayallerinin sokakta yandığını görmek; bütün otoritelere karşı duyulan nefret, onun yerinde senin de olabileceğin bir insanın katledilmesinin öcünü almak için yaratılan kolektif törende yer almak; polisin Alexis'in katlinden dolayı ülke çapında bir bedel ödemesi gerektiği duygusuyla güttüğün kişisel kin; polis şiddeti artarsa, bizim de buna karşılık verecek gücümüzün olduğu ve toplumun patlayacağı yönünde güçlü bir mesajı devlete iletme gereksinimi; herkesin uyanması gerektiği yönünde topluma doğrudan bir mesaj iletme gereksinimi; otoritelere, bizi ciddiye almaları gerektiğini, çünkü bizim her yerde olduğumuzu ve her şeyi değiştirmek için geliyor olduğumuzu bildiren bir mesaj iletme gereksinimi.


Siyasi partiler ayaklanmanın enerjisinden çıkar sağlayabiliyor mu?


"Gerçek" rakamlarda, Sosyalistler, sağcı hükümet karşısında %8 oranında oylarını arttırdı; "Avrupa Sosyal Forum komünistleri" isyana yardımcı olmalarına rağmen %1 oy kaybettiler fakat hala %12'yle üçüncü sırayı koruyorlar; Komünist Parti %8, Milliyetçi neo-faşistler %4.5 ve Yeşil Parti de yüzde %3.5 oyla yerlerini koruyor.
Sağcı başbakandan çok daha az gözde konumda olduğu bunca yıldan sonra, Sosyalistlerin liderinin "ülkeyi yönetebilecek yeteneğe sahip" olarak değerlendirilmesi de ilginç. Ayaklanmaların siyasal sahnede büyük bir etkisi oldu; kitlesel şiddet dalgası ve toplumun her düzeyinden gelen katılım karşısında siyasi partiler bunu anlamakta, açıklamakta ve tepki göstermekte yetersiz kalmıştır. Verdikleri demeçlerin olan bitenle hiçbir ilgisi yoktu. Kendilerini siyasi partilerin mantığı ve politikası içinde görmeyen, bu partilerin kendilerini temsil etmediğine inanan gençler arasında popülerlikleri dramatik bir biçimde azaldı.


Eylemlerin başlamasında ve devam etmesinde anarşistlerin rolü neydi? Katılımları toplumun geri kalanı tarafından açıkça görüldü mü?


Anarşistler son birkaç yıl içinde, Yunanistan'ın hemen hemen bütün büyük kentlerinde topluluklar, gruplar, örgütler, işgal evleri ve sosyal merkezler arasında bir ağ oluşturdular. Gruplar ve bireyler arasında birçok belirgin farklılıklar olduğu için çoğu birbirinden hoşlanmaz. Buna rağmen, bu durum, harekete yardımcı olan da bir şeydir, hareket artık birçok meseleyi içermektedir. Farklı farklı insanlar farklı anarşist hareketlerde yoldaşlarını bulmakta ve toplumla iletişime geçmek için karşıt fikirlere sahip olsalar da olumlu anlamda birbirlerini itmektedirler. Toplumla iletişime geçmek, mahalle meclisleri oluşturmayı, toplumsal mücadelelere katılmayı ve toplumun geneli için bir anlamı olan eylemler planlamayı içerir. 30 yıl süren anti-sosyal anarşizmden sonra bugün Yunanistan'daki anarşist hareket, bütün sorunlarına, sınırlılığına ve içsel çelişkilerine rağmen, anarşist mikrokozmos'un dışına bakabilecek ve toplumu büyük oranda iyileştirecek, gözle görünür eylemler yapabilecek durumdadır. Elbette bunun daha da gözle görünür hale gelmesi için çok çaba sarf edilmesi gerekmektedir, ama gün be gün hiç kimsenin inkâr edemeyeceği bir düzeye gelecektir.
Eylemlerin başlatılmasında ve sürdürülmesinde anarşistlerin rolüne gelecek olursak... Özellikle başlarda -Cumartesi, Pazar, 6-7 Kasım- ve Çarşamba, 10 Kasım'dan sonra eylemleri gerçekleştirenlerin büyük bir çoğunluğu anarşistlerdi. Ortalara doğru, özellikle büyük çatışmanın yaşandığı Pazartesi günü, öğrencilerin ve göçmenlerin rolü büyük oldu. Fakat öğrencilerin büyük bir çoğunluğu bir iki gün yakıp yıktıktan sonra bir tatmin duygusu yaşayarak ya evlerine gittiler ya da daha pasifist atmosferde geçen gösterilere katıldılar. Aynı şekilde göçmenler de insanlardan sert tepki gördükleri için bir daha sokağa dönmekten korktular.
Yani eylemleri Yunanistan'daki 20.000 anarşist başlattı ve herkes normale döndüğünde bile bu eylemleri sürdürdü. Şunu da belirtmemiz gerekiyor ki, normale dönme korkusu bizi bir on gün daha çatışmaya yöneltti, katledilen kardeşimizi öcünü almak için yaptığımız eylemlerde kendimizi büyük tehlikelere attık, hayalimizde bu eylemlerin bir genel greve dönüşmesi vardı. Şimdi Avrupa toplumu artık toplumsal isyanın nasıl bir şey olduğunu, birkaç ay içinde dünyayı değiştirmenin hiç de zor olmadığını gördü, öğrendi.
Ama bütün insanların bu eylemlere katılıp kendi rollerini oynamaları gerekiyor. Yunanistan'daki gençler Avrupa'daki bütün toplumlara bir davetiye gönderdiler. Şimdi onlardan gelecek yanıtı bekliyoruz.


Genel anlamda, anarşistler Yunanistan'da ne kadar bilinirler? Anarşizm Yunan halkının ne kadarı tarafından "ciddiye alınıyor"?


Bir bakıma anarşistler kendilerini "ciddiye almaya" ancak üç-dört yıl önce başlamıştır, genel toplum içinde görünür olmamız da bunun sayesindedir. 25 yıldır sürdürdüğümüz çabaları karakterize eden polis-karşıtı stratejinin ötesine ancak birkaç yıl önce geçebilmeyi başardık. Bu stratejiye göre, biz polise saldırırdık, polis gözaltılara girişirdi biz de dayanışma eylemleri yapardık, bu böyle sürer giderdi. Bizim bu rutinden kurtulmamız 25 yılımızı aldı. Elbette, polis-karşıtı saldırılar ve çatışmalar devam ediyor, mahkûmlarla dayanışma hareketi her zamankinden daha güçlü, ama anarşist hareket içindeki anti-sosyal unsur artık bilinçli bir öz-denetim altındadır, biz artık bütün bir toplumun çıkarı için konuşabiliyoruz ve eylem yapabiliyoruz; bunu yaparken en azından toplumun belli bir kısmının daha açık bir biçimde kavrayıp anlayacağı eylem ve planlar gerçekleştiriyoruz.
Süpermarketlere saldırıp çalınan ürünleri halka ücretsiz dağıtmak gibi birçok eylem çok tutuldu ve kabul gördü. Özellikle şu son krizden sonra bankalara yapılan saldırılar da kabul gördü; polis karakollarına yapılan saldırılar bütün ülkede öğrenciler tarafından benimsendi ve gerçekleştirildi. Öyle ya da böyle, son 15 yıldır haberlerin en ön sırasında yer alıyoruz. Genel olarak konuşacak olursak, öğrencilerin veya işçilerin mücadelelerine, ekolojik mücadelelere katılımımız oldukça, her hafta anarşist bir eylem yapılıyor bu da anarşist hareketi görünür kılıyor, dikkat çekiyor.
Bu, "anarşizm" Yunan halkının çoğunluğu tarafından ciddiye alınıyor demek değil, çoğu insan bizi "bozguncu" ve suçlu olarak tarif eden televizyonun yalanlarına inanıyor hâlâ. Çoğunluğun, anarşist bir toplumun nasıl olacağına dair hiçbir fikirleri yok, bu soruya cevap vermeyi reddeden çoğu anarşist için de geçerlidir bu. Ama artık eylemlerimizin, eleştirilerimizin ve düşüncelerimizin solun ve ilerici insanların üzerinde güçlü bir etkisi var. Artık var olmadığımızı söylemek imkânsız, varlığımız da genç kuşağın radikalleşmesini sağlıyor.


Alt-kültürel gruplarının – punklar, işgalciler, vb. – isyanı mümkünleştirmekteki rolleri neydi?


1993'ten sonra Yunan anarşist hareketi içinde, birçok iç çatışmayı da beraberinde getiren güçlü bir eğilim ortaya çıktı. Bu eğilim "alt-kültürel" tarzların hareket içindeki etkisini tasfiye etti. Bunun anlamı da Yunan anarşist hareketi içinde punk, rock, metal ya da her ne ise bu anlamda bir anarşist kimlik olmamasıdır; ne istersen o olursun, hangi müziği istersen onu dinlersin, hangi tarzdan veya modadan hoşlanıyorsan hoşlanıyorsundur, ama bu politik bir kimlik değildir.
Bu ay gerçekleşen sokak çatışmalarına, birçok "emo" (emotional/duygusal rock tutkunu gençler), uçuk hipiler, heavy metalci oğlanlar ve kızlar katıldı, aynı zamanda ciksler, Yunan müziğine düşkün normal çocuklar, öğrenciler de vardı. Anarşist harekete katılmanızı sağlayacak olan şeyler siyasi bilinç, toplumsal eleştiri ve kolektif anlayış olmalıdır, moda değil. Elbette, en azından son 19 yıldır "Void Network" ve benzeri kolektifler siyasi oluşumlara kültürel bir boyut kazandırmada önemli roller oynadılar. Bu tür gruplar her yıl birçok kültürel/siyasi etkinlik, şenlik ve eğlence düzenler ve çok güçlü bir şekilde binlerce insanın ilgisini bu tür underground kültürlere çeker. Fakat "Void Network" bile alt-kültürel kimlikler yaratmaz, farklı alt-kültürleri birbirinden ayrı tutmaz, birçok underground kültürü aynı anda içeren etkinlikler düzenlemeye çalışır; ki, görünürdeki insanların çoğunluğunun d.i.y. (do it yourself/kendi işini kendin yap) undergorund kültürlerinin düzenledikleri etkinliklere katıldığı doğrudur; her ay özgürleştirilmiş bölgelerde birçok etkinlik düzenlenmektedir.


Yunanistan'daki anarşist hareketi sağlıklı kılan şeyler nedir?


Altkültürel kimlik politikasından ayrı durmanın sonucunda, insanlar kendine anarşist demenin, üzerinde deccal resmi olan bir tişört giymekten, punk konserlerine gidip bira içmekten, uyuşturucu hap almaktan çok öte bir şey olduğunu, ciddi bir katılım, planlama, yaratıcılık ve eylem gerektirdiğini anladılar. Artık anlaşıldı ki kendine anarşist diyorsan gösterilere katılmalısın, elinde pankart, kara veya kara/kızıl bayraklarla sokağa çıkmalısın, birlikte slogan atmalısın, bir anarşist duruş göstermelisin. Aynı zamanda, kendine anarşist diyebilmek için her hafta, birkaç farklı eyleme hazırlık için gerçekleştirilen birkaç genel toplantıya katılmalısın. Tehlikeli herhangi bir şeyi planlamak için yüzde yüz güvendiğin insanlarla arkadaş olmalısın; eylemin yönünü tayin edebilmek için dünyada olan bitenden haberdar olmalısın; çılgın ve coşkulu olmalısın; inanılmaz şeyler yapabileceğine inanmalısın; asla bitmeyecek bir mücadele için canını, zamanını, yıllarını vermeye hazır olmalısın. Çok fazla beklentiye sahip olmamak sağlıklıdır çünkü o zaman hayal kırıklığına uğramazsın. Kazanmayı beklemeyeceksin. Ortaya çıkıp dövüşmeye sonra da kaybolmaya alışacaksın; bir şahıs olarak nasıl görünmez olacağını ve kolektif bir güç olarak nasıl görünür olacağını öğreneceksin; evrenin merkezinde olmadığını, ama her an kendi toplumunun merkezinde durur hale gelebileceğini bileceksin.


Yunanistan'daki anarşist hareket hangi yollarla daha da iyileşebilir ya da güçlenebilir?


Halka düşüncelerimizi anlatabilmek için daha da fazla akıllıca yöntemler bulmalıyız. Bütün toplumla siyasi iletişime geçmenin tekniklerini bulmalıyız; eylemlerimizin "siyasi tercümesi"ni yapabilmek ve bütün bir mücadeleyi toplumsal bir bağlama yerleştirmek için daha iyi ve daha güçlü yöntemlere gereksinimimiz var. Politikacıların birer televizyon yıldızından başka bir şey olmadığı bir tele-demokrasi içinde, kitlesel medya aracılığıyla iletişime geçmeyi reddetme yönündeki tutumumuz sağlıklıdır fakat kitlesel medyanın "konsensüs gerçekliği" ile, medyanın bize karşı yaptığı propaganda ile baş edebilmek için, eylemlerimizi hangi saiklerle gerçekleştirdiğimizi topluma açıklayabilmek için yeni yöntemler bulmalıyız. Televizyonda gösterilen şeyler "var olduğu" sürece ve televizyonda gösterilmeyen şeyler "var olmadığı" sürece biz, televizyon programlarının normalliğini kırmak için, çılgın düşüncelerimizle, tehlikeli eylemlerimizle, sokak çatışmalarımızla orada olacağız; sıradan insanların fantezilerini ve hayallerini yok etmek için eylemlerimizin sonucunda ortaya çıkan olumsuzlayıcı reklamı kullanacağız. Peki ama, olumlu düşüncelerimizi herkese nasıl anlatabiliriz? Medyaya olan güveninden vazgeçmesi için halka nasıl yardım edebiliriz? Milyonlarca insanla nasıl temasa geçebiliriz?
Bu, sokaklarda gezip elden ele geçirilerek dağıtılan milyonlarca ve milyonlarca afiş, broşür gerektirecek; gösterilere, toplumsal mücadelelere katılım için yapılan milyonlarca davetiye gerektirecek; insanları bizim düşüncelerimize yaklaştırabilecek şekilde, devletin istemediği veya başa çıkamadığı alanlarda daha fazla halka açık hizmet gerekecek -ücretsiz çalışan anarşist doktorlar, öğretmenler, ücretsiz yiyecek, barınma, bilgilenme, underground kültür vs. Aynı zamanda daha fazla işgal evi ve sosyal merkez gerektirecek. En iyisi bir işgal başlatmak fakat kentinizde işgal mümkün değilse arkadaşlarınızla bir daire kiralayın, bürokrasiye karşı uyanık durarak bir kolektif oluşturun, genel toplantıları başlatın, girişe de kara veya kara/kızıl bir bayrak asın. Böylece kentinizdeki insanlara, ırkçılığın, ataerkilliğin, homofobinin olmadığı bir dünyanın, eşitlik, özgürlük ve farklılıklara saygının olduğu bir mekânın, bir sevgi ve paylaşım dünyasının yaşayan örneğini sunun. Yeni dalga sosyal yaşam içinde yeni bir örnek olarak parlaması, büyük kentlerde yeni bir hayatta kalma yöntemi olarak sergilenmesi için bizim Yunan anarşist hareketindeki isyancılık içinde daha fazla "otonomiye" gereksinimimiz var.


Polis baskısı anarşist hareketin yolunu tıkamakta ne kadar etkin? Buna nasıl direnildi?


İsyancıların planları ve hayalleri gerçekleşti: devasa bir katılım anarşistlerin üzerinden gerçekleşti; insanlar, kaotik günler boyunca, alışılmadık bir zaman/mekân birliği içinde, daha önce hiç olmadığı kadar sokaklara doldu, çatıştı.
Aynı günlerde, elbette, insanlar isyanın sınırlılığıyla da karşı karşıya geldi. İnsanlar şimdi, saatlerce süren tartışmalarda, halk desteğinin nasıl yaygınlaştırılabileceğini, mücadeleyi ayakta tutacak ve zenginleştirecek pratiklerin, eylemlerin ve yöntemlerin nasıl bulunabileceğini görüşüyor. Birçok insan bu isyandaki farklı unsurların nasıl yakınlaştırılabileceği üzerine yöntemler düşünüyor. Ayaklanmaların sonuçlanmasında polis baskısından çok fiziksel yorgunluğun rolü önemliydi. Hepimiz ortak bir bitirme ve yeniden başlama duygusunu paylaşıyoruz, polisin bu duygulara dokunabilmesi olanaksız.


Aralık olaylarının sonucu ne olacak?


Sürekli mücadele! Siyasi, toplumsal ve ekonomik eşitlik için sonu olmayan bir savaş! Özürlüğün sürekli olarak yaygınlaşması!
Gelecekte, Yunanistan'daki ve bütün Avrupa'daki neo-liberal hükümetler, artık herhangi bir ekonomik veya sosyal değişim uygulayacakları zaman bunun üzerinde çok ciddi olarak düşünecekler. Atina'daki ayaklanmalar ve ekonomik kriz, yetkililerin, bankaların ve şirketlerin aldırmazlığına bir son verdi; Yunanistan'da yeni bir kuşağı radikalleştirdi, gelecekteki kitlesel toplumsal mücadeleler üzerine bir diyalog kurulması için toplumumuza bir fırsat verdi.


Aralık 2008'de Atina'da, Eksarhiya'da atılan bir sloganın da dillendirdiği gibi:
BİZ GELECEKTEN BİR GÖRÜNTÜYÜZ


Yanıtlar: Void Network (Teori, Ütopya, Empati, Gündelik Sanatlar)
Sorular: Crimethinc. Ex-workers' collective.

Kaynak: http://www.crimethinc.com/blog/2008/12/25/how-to-organize-an-insurrection/
çeviri: sanal teori

Yunanistan'daki Durumun Genel Özeti ve Dayanışma Eylemleri

Tutuklamalar

Eylemler ile ilişkili oldukları gerekçesiyle 6 aralık tarihinden beri 15 şehirde toplam 270 kişi mehkemeye çıkarıldı, 67 kişi tutuklanırken, ilk 3 günde yakalanan 50 göçmen ise 18 aylık hapis cezasının ardından sınırdışı edildi.Larissa’da gözaltına alınan 19 kişi ise terror karşıtı yasa kapsamındaki suçlar ile suçlandılar. Gözaltına alınan sayısız insan ise haklarında hiçbir işlem yapılmadan bırakıldı.
17 ocak tarihinde ülke çapında, Larissa’da tutuklananlar ile dayanışma gösterileri yapıldı.
Selanikte de bir kişi, patlamaya neden olmak, çete kurmak ve karakol yakmak suçlamasıyla tutuklandı.Perşembe akşamı sanığın bırakılması için tutulduğu karakolun önünde bir gösteri yapıldı. Bu kişi perşembe akşamı savcının karşısına çıkarıldı ve belki de mahkemeye çıkarılacak.

Özgürleştirilen Alanlar

Gazeteciler Sendikası halen genç insanlar ve medya çalışanları tarafından işgal edilmiş durumda. Aralık ayaklanmasıyla dayanışma yanında özel olarak çalışma koşulları konusuna odaklanıyorlar. Ve ana-akım medyayı eylemler hakkında farklı haberler yapması için zorluyorlar. Merkezde yer alan Zografou bölgesinin ana caddesinde bir café işgal edilerek eylem toplantıları için merkez olarak kullanılıyor. Ayrıca bu café karşı haber merkezi görevini de üstlenmiş durumda.
Konstantina Kouneva* ile Dayanışma
27 sendika çalışanı ve işvereni Evangelismos hastanesinin yönetim bürosunda Konstantinta Kouneva tedavi edilirken oturma eylemi yaptılar. Bu hastane de temizlik işlerinde Konstantina’nınki gibi taşeron firmaları kullanıyor.
Işçi sendikalarının merkezleri iki günlük işgalin ardından boşaltıldılar.
*Konstantina Kouneva, kadın, sendikacı, göçmen, yüzüne atılan asitle ağır yaralandı. Bu saldırı işverenle mücadelesi yüzünden meydana geldi.

Üniversiteler ve Liseler

Yunanistan genelindeki üniversitelerde çok sayıda genel öğrenci toplantisi alınıyor. 62 fakülte hala işgal altında, diğerleri ise komünist, sosyal demokrat ve yarı resmi öğrenci partileri yüzünden açık.
Perşembe günü bir cok Yunan şehrinde eğitimin konu edildiği bir eylem gerçekleştirilecek.
Pireas lisesi velileri, birçok öğrencinin dayak yediği ve hakim önüne çıkarıldığı kasım ayındaki okul işgalini terörize eden okul yönetimini protesto ediyor.
Atina İllioupolis’in 3. lisesinin öğrencileri, öğretmenlerin ceza olarak 4 öğrenciyi başka bir okula gönderme ve diğer 5 öğrenciyi de 5 gün okuldan uzaklaştırma kararına karşılık okullarını işgal ettiler. Öğrenciler ayrıca okulun dışındaki gözetme kameralarını da protesto ediyor.

İşçilerin Mücadelesi

Geçen ay Larimna’daki demir çelik fabrikasında çalışan 120 işçi işten atıldı.
Atina televizyon kanalı 3 işçiyi işten çıkardı.
Selanik’teki su şirketi işçileri grevdeler. Binada kalıyorlar ( işverenin tüm yıldırma çabalarına karşın) ve su tedariğiyle ilgili hiçbir aksamanın olmamasını garantilemeye çalışıyorlar. Şirketin özelleştirilmesine ve gizli yolsuzluğa karşılar ve daha fazla insanın istihdam edilmesini istiyorlar.
Yüksek Mahkeme ikinci kez Eleonas’daki alışveriş merkezi inşaatına ret kararı verdi. (970278)

Filistin’deki Savaş

17 Ocak cumartesi Filistin’deki savaş için bir eylem düzenlendi. 969591
Gazze’ye doktor ve gıda maddesi taşıyan Özgür Gazze Hareketi gemisi Arion, İsrailli otoritelerce durdurulmakla tehdit edildi. (969819). Yunan hükümeti (970053) ve ana-akım medya (970281) bu konuyla ilgilenmedi.
Bu arada insanlar, öğrenci sendikaları ve sol organizasyonlar Perşembe günü Amerikan silahlarının Ege Denizi’ndeki özel Astakos limanından İsrail’e transferini önlemek için bir eylem düzenlediler.(970041)

Ana-akim Medya Raporları

Ana-akım medya Alexis Grigoropoulos’un ölüm nedeni olarak resmi balistik raporunu yayımladı. Buna gore kurşun önce yaya kaldırımının kenarında bariyer işlevi gören ve Alexis’in yanında duran mermer bir topa çarptı ve daha sonra onun bedenine doğru sekti. Yorumcular (969787) bunun polisin gençlere doğru ateş ettiğini kanıtladığını söylüyorlar.
Ana-akım medya’ya göre “Devrimci Mücadele” adlı sözümona “terörist organizasyon” (polisin süphelerine göre) Atina’daki 3 polis memurunun öldürülmesi için bir bildiri yayınladı ve birçok polisin yaralanmasına neden oldu.

kaynak: http://www.occupiedlondon.org/blog/2009/01/14/wrap-up-of-the-situation-in-greece-uk-solidarity-events-and-occupied-london4-coming-up/
çeviri: isyandan

ABD nin, Yunanisyan dan İsrail e silah gönderme planı iptal edildi

13. ocak
#40, 14:39 ABD nin, Yunanisyan dan İsrail e silah gönderme planı iptal edildi

Yunanistan ana akım medyası tarafından yunanistan dan İsraile cephane nakli planının iptal edildiği bildirildi. Iptal edilmenin sebebi ise çok net değil, uluslararası medya kuruluşları kararın Pentagon tarafından Ashdod limanının Gazze Şeridine yakınlığı gerekçesiyle alındığını bildirmesine rağmen, yunanistan anaakım medyası farklı bir gerekçe sunuyor: Yunanistan hükümeti tarafından iptalin yapıldığı belirtiliyor. In.gr haber sitesinde yeralan metnin tercümesi:

Ta Nea (haberler) gazetesinin yazdığı gibi, Pazartesi günü, Atina ile Washington arasında saatler süren telefon görüşmeleri sonunda Amerikan deniz kuvvetleri daha ileri gitmeden, halka gelişmeleri bildirmiştir.

Bu karar Astakos limanının açığında 235 yüklü konteynır taşıyan bir ABD deniz kuvvetleri gemisi bulunmasına rağmen alındı.

Yunanistan hükümeti ve dışişleri bakanlığı bu açıklamanın yapılacağından habersiz olduğundan dolayı, İsraile cephane göndermenin ağır maliyetini göze alamayarak bu nakliyatın iptalini istedi.

10 ocak Cumartesi günü Filistin halk kurtuluş cephesi bir açıklama yaparak, yunanistan hareketini, yunanistan halkını ve uluslararası güçleri yunanistan ın Astakos limanından İsrail e yapılacak olan silah nakliyatını engellemeye çağırmıştı. Çağrının tam metni için: (read the full callout here). Bu çağrının yapılmasını takip eden iki gün boyunca ülke genelinde onlarca grup oluşarak 15 ocak günü Astakos limanı girişinin bloke edilmesi için gösteri organize edildi.

Bu çağrıların bir gün ardından yükleme iptal edildi! Küçük ama belirleyici bir zafer…

Gaze deki kardeşlerimize yoldaşça selamlar.

Çev:do an
Kaynak www.occupiedlondon.org/blog

12 Ocak 2009 Pazartesi

Yunanistan'dan Gazze'yle dayanışma eylemi çağrısı

Yunanistan'da devrimciler Gazze’deki kardeşlerine yardım etmek için örgütleniyor.


Ana akım medya Yunanistan’daki özel Astakos limanına yanaşacak olan amerikan deniz kuvvetleri gemisinin İsrail’e götürülmek üzere 3000 ton silah ve cephane taşıdığı haberlerini veriyor. Yükleme tarihleri çok net olmasa da ocak ayının 15- 25 ve 31 inde bu yüklemelerin yapılacağı söyleniyor.

Dün (10-01) Filistin halk kurtuluş cephesi bir açıklama yaparak “Yunanistan hareketlerinin, Yunanistan halkının ve herkesin Astakos limanından İsrail’e yapılacak olan silah yüklemesini engellenmesi” çağrısında bulundu. Çağrının tam metni için: (read the full callout here).Bu çağrının bir gün ardından gruplar ve bireyler organize olmuşlardı bile ve Astakos limanının kapatılması için anti otoroter birlik (anti-authoritarian movement) uluslararası savaşkarşıtı birlik (anti-war internationalist movement) ve Astakos birliği olarak örgütlendiler ve 15 ocakta Astakos buluşması adında bir eylem çağrısında bulundular.

kaynak: http://www.occupiedlondon.org/blog/2009/01/12/39the-revolted-of-greece-organise-to-aid-our-brothers-and-sisters-in-gaza/
çeviri: isyandan

Atina: Polis eyleme saldırdı

9.01.2009
Polis güçlerinin eylemcilere, gazetecilere, avukatlara vahşice saldırısı. Yaklaşık 20.000 kişinin katıldığı Atina’daki eyleme vahşice saldırıldı.

Bugün öğleden sonra Atina’da yeni yıldan bu yana liselilerin ve üniversitelilerin düzenlediği ilk eylem sırasında hukuki yardım sağlamaya çalışan 15 avukat görevlerinden alıkonuldu ve gözaltına alındı.
En az iki gazeteci yaralandı. Daha fazla sayıda olan diğerlerinin işlerini yapmaları engellendi ve gözaltına alındılar.
Yaralıları hastaneye götürmek isteyen hastane personeli bile polis tarafından saldırıya uğradı ve yaralandı.
Hastaneden çıkan iki yaralı, polisin yeniden saldırması sonucu bir kez daha yaralandılar.
Şu sıralar Gazeteciler Birliği, Öğretmen Sendikası ve Avukatlar Derneği temsilcileri bir çok eylemciyle birlikte, gözaltına alınanların getirileceği polis merkezi GADA’nın önünde toplanıyorlar.

Kaynak: http://de.indymedia.org (http://athens.indymedia.org/)
çeviri: isyandan

Atina'dan Yeni Haberler

9.ocak
16:28 Şimdiye kadar en az 60 gözaltı oldu. Polis Hukuk Fakültesi'ni ve (propylea) Politeknik'i cevirdi, kitlesel gözaltılar yapilmakta. Ana akım medya Atina sokaklarında gorevli 8,000 polis olduğunu bildiriyor. Bu polislere kitlesel gözaltı emri verildiği de bildiriliyor.

çeviri: isyandan

Atina'da Göstericiler Eylem Alanında Göstericiler Silah Buldu!

9. ocak
15:38 Kitlesel Atina eylemi sona erdi; insanlar üniversiteye gitmekte; göstericiler alanda havalı silah buldular; petras eylemi başlamak üzere

Bugun Atina'da yapılan gösteri oldukça kalabalıktı. 10,000 kişi sokaklardaydı. Polisler her yerde korku havası estirmekteydi; her yere yerleşmişlerdi. Anarşist blok yaklaşık 2,000 kişiydi. Eylem yerinde göstericiler gazeteye sarılmış bir havalı silah bularak polisi suçüstü yakaladılar -bu başka bir provokasyon girişimi olabilir.

15:29 da ilk gözyaşartıcı gaz silahları kullanıldı ve göstericiler üniversiteye doğru çekiliyorlar. (propylea)
Patras gösterisi saat 6 da başlayacak, bildirmeye devam edeceğiz...

kaynak: http://www.occupiedlondon.org/blog/
çeviri: isyandan

Yunanistan 9 Ocak Gösterilerine Hazırlanıyor

Cevabımızı 9 ocakta sokaklarda vereceğiz: 9 ocak gösterilerine hazırlanırken

Son haftalarda olduğu gibi bir kere daha Yunanistan’da benzersiz günler yaşanıyor. Polisin yaralanması(en azından şüpheli diyelim) olayının ardından devlet ve medya Alexandros’ un öldürülmesinden beri ilk defa yan yana saf tutuyorlar bizlere karşı. Bunun ötesinde halk devrimini korku ile kuşatmayı ve izole etmeyi deneyen bir prosedür de işliyor: Büyük şehirlerde ev baskınları devam ediyor, Eksarhia’da bir polisin vurulmasının ardından bir gecede 75 insan kafe ve barlara yapılan baskınlar ile gözaltına alındı.
Hareketimiz halk hareketi ve başından beri halka açık bir hareket ve açık olmaya da devam ediyor –burada insanlar basın histerisine yarın Atina, Petras ve Selanik sokaklarında cevap vermemiz gerektiğini düşünüyorlar. Atina Politeknik’te şu anda anarşist bir toplantı sürmekte bu konuda.
Atina, Petras ve selanik gösterilerinden gelişmeler blogda yayımlanacaktır.

kaynak: http://www.occupiedlondon.org/blog/
çeviri: isyandan

Bu Tarih Bizim Değil Ama Bu İsyan Bizim

Devrimleri, sosyal patlamaları ve benzeri ayaklanmaları bir araya getiren gerçeğin ekonomik ve sosyal olduğu kadar, psikolojik faktörleri var. Yunanistandaki kalkışmayı, (isyan) toplumsal, sosyal dürtülerin isyanı olarak açıklamak oldukca zordur. ilerde Yunanistanda ki isyanla ilgili binlerce sayfa yazı yazılacaktır. Bu gün bile, birçokları 68 gençlik hareketini Yunanistan'da ki isyanla kıyaslamakta, teorik çözümlemeler yapmaktadır, ancak bunun yanıtını tarih verecektir ya da hangisinin daha belirleyici olduğunu...

08' in son çeyreğinde, bütün dünyanın gündemine şu ya da bu şekilde oturan, neo- liberal politaların iflası sonucu oluşan ekonomik krizin, henüz ne olup ne olmadığı anlaşılmamışken Yunanistan Hükümetini, işleyişini dumura uğratan sokak gösterileri, karanlığa karşı yakılan, kücücük birer ışık oldu. Bu isyan, sessizliği kırma noktasında, bir çoğumuzun umudu oldu "Neden" diye sorduğumuzda, geldiğimiz ülkenin Türkiye denilen bölümünde, onca ölüme, gözyaşına rağmen sesizliğin devam etmesidir bu örnekleri elbette çoğaltmak mümkündür.

Yunanistan'daki isyanı ya da sosyal patlamayı ayrıcalıklı kılan özgün durumun elbette hâli hazırda yaşanan ekonomik krizle de bağlantısı var. Bunun yanında, dünyayı yöneten egemenlerinin, dünyanın birçok yerinde çeşitle sebeplerle neden oldukları krizler de bu süreci tamalayan etmenlerdir.

Atina'da ki "isyan" 6 Aralık 2008 Cumartesi gece saat 22,00 de 15 yaşındaki Alexandros Grigoropoulos'un, polis tarafından vurulmasıyla mı başladı?

Sokakları ateşe veren, isyanı körükleyen tek bir kurşun muydu?

Yoksa başta KKE (Yunanistan Komünist Partisi) nin de dediği gibi "yüzleri kukuletalı isyancıların provokasyonu" muydu?

Soruları çoğaltmak mümkün, ancak bunun bize katkısının olacağını düşünmek, gerçeğin anlaşılamasını zorlaştırır, durumu karmaşık sorular yumağına dönüştürür.


İsyana açılan her pencerenin , politik yapıların bakış açısına göre değiştiği gerçeğini de bir kenara not almakta fayda var. Bu yüzden yazıyı kaleme alırken, asıl kaygımız, yanlış anlamalara ve anlam kaymalarına engel olmak, her pencereden kısa kısada olsa bakabilmek.

Yunanistan, Marksist sol çeverelerin "ikili bakış açısı" diye dillendirdiği düşünce sistematiğini açalım kısaca; İlk olarak Yunan solunun "isyan"ı iki farklı cepheden değerlendirdiğini belirtelim.

Birinci grupta, isyana en başından beri karşı çıkan, KKE'inin (yunanistan komünist partisi) tavrı var. ikinci grup; Siriza ve Sinaspizmoz'un (radikal sol kaulisyon) ve diğer solun isyandan yana olan tavrı. Bu gruplar eylemlere başından itibaren hemen her boyutta katılarak, zaman zamanda önderlik yaparak, sürecin daha kolay gelişip, anlaşılır olmasını sağlamışlardır. Yunanistan komünist partisinin (KKE) soldan hem söylem hemde pratik olarak ayrılmasının nedeni, 'isyanı' pratik olarak doğru bulmamasından dolayı, 'isyandan' politik ve ideolojik olarak da ayrı durması sonucu, KKE'nin pratik olarak da daha çok sağ çizgiye kayması, hatta yer yer faşizan tutum içine giriyor olması sonucu zaman zamanda Pasok'tan daha geride bir çizgiye savrulamasına sebep oldu. Bu özeliği KKE'nin baştan ayrı bir kategoriye girmesine neden oldu. Ücüncü grup olan, şüphesiz en başından itibaren Yunan Hükümeti mekanizmasını dumura uğratıp, işlemez hale getiren anarşistlerdir.

Anarşistlerin, isyanın başlamasında ki etkisi, belirleyici olmakla birlikte, isyanı Anarşizmin ruhuna uygun tutum içinde, genel seyrine bırakmaları, önderlikten çok, pratikte eylemlerin itici gücü olmaya çalışmaları, anarşistlerin kendilerini politik olarak öne çıkarmak gibi bir çaba içine girmemeleri , sığ ve kısır tartışmalardan uzak durmaları isyanın yayılmasına yardımcı oldu. Tartışmalarda, zaman zaman eylemlerin bitirilip bitirilmemesi de gündem maddesi oldu. Diğer akım ise, "apolitik" diye tabir edilen daha çok üniversite menzunu gençlerin ve futbol taraftarlarının olduğu gruptur.

" 700 euroluk kuşak" ında isyanda yer alması buna bir örnek olarak verilebilir. (okulu bitirip iş hayatına atılan gençlerin, aldıkları maaş nedeniyle kendilerine böyle denmektedir) İlk günden itibaren, isyanın içinde onlar da aktif olarak yer aldılar. Bu grup, politik olarak anarşistlere yakın olmasına rağmen, tamamen bağımsızdır.

"Özgür Avrupanız Yerin dibine batsın!", "Atina'da polis, 15 yaşında bir anarşisti öldürdü!" "Ey iktidar sevicileri; güce tapanlar, seçim sandıklarındaki oylarıyla iktidarın tuğlaları olanlar! Doğayı, insanları katletmeye; türleri yok etmeye, daha ne kadar devam edebileceksiniz ya da seyirciliğiniz ne kadar devam edecek? Bu ölümü hissedebiliyor musunuz?'' diye soruyorlardı isyancılar. Bardağı taşıran son damlaydı bu. Ekim ortalarında çıkması beklenen çatışmalar, solun da etkisiyle Aralık ayının ilk günlerine ertelenmişti. Yunan polisi, daha bir ay önce yabancılar polis merkezi önünde ki gösteride Pakistan kökenli bir mülteciyi öldürmüş, ancak buna anarşistlerin dışında kimse tepki vermemiş - hatta olayı yatıştırma görevini de bir nevi Sol üstlenmişti. Düzenlenen cenaze töreninde atılan slogan : "Ne bekliyorsunuz? mutlaka bir Yunanlı'mı öldürülmeli?"ydi. Talihe bakın ki bir ay sonra, atılan slogan ete kemiğe bürünmüştü... Ekim ayının son günlerinde gerçekleşen bu olay sonrasında, anarşistlerin işgal kararının Diktio tarafından indymedya iletişim sitesinde yayınlanmasıyla eylemin gerçekleşmeşi engellenmişti. Gece yarısı eylemin iptal edilmesi, görece olarak sonun başlangıcını hızlandırdı.


Elbette birçok politik çevrenin bakış açısı farklı. Anarşist hareketin öncülüğünde başlayan sosyal patlama, KKE yayın organında devleti göreve çağırırken, "güvenlik görevlileri görevini yerine yetirmeye muktedir değilse, KKE gerekeni yapacaktır", derken isyancılara gözdağı veriyordu. İşin ilginç yanı KKE'nin, hedef olan bankalar ve uluslar-arası büyük şirketleri koruma ve kollama görevini üstlenmek istemesi, kendi yayın organlarında TV ' sinde (Kanal 902) isyancıları "kukuletalı çapulcular" olarak tanımlayıp sunması, eylemin esprisi olarak anılmasına sebep oldu.

Bir çok ülkede, Yunan isyancılara destek eylemleri yapıldı. İsyan baş döndürücü şekilde gelişirken, İsyancılar kendilerine verilen uluslar-arası desteğin hakkını vermeye çalıştı, isyan Her şeye bir şekilde yanıt olarak; binlerce insanı çok kısa zamanda toparladı. Su bir kez bendini aşmıştı. Sokak sokak toplanan isyancı gruba, polisin Ekserhia meydanında müdahale etmesi Yunanistan'da hayatı durduracak kıvılcımı çakmasına sebep olmuştu. Politeknik Üniversitesi'nde kısa süren bir toplantının ardından , Atina şehir merkezi savaş alanında dönmüştü, polis karakollarına, bankalara ve uluslararası şirketlere yönelik saldırılar sabahın erken saatlerine kadar sürdü. Sabah saatlerinde isyan Selanik'e Yannena, Iraklio, Hania, Komotini, Midilini, Xanthi, Serres, Sparta, Aleksandrapolis ve Volos'a sıçramıştı. İsyan, bunu başlatan anarşistlerin bile beklemediği düzeye gelmişti. Artık kontrolü kaybeden, kaybedecekti. Ertesi gün Avrupa'dan da destek eylemleri gelince, Hükümet neye uğradığını şaşırmış ve gardının düşmesi ile de konrolü kaybetmişti. Polisin göz yaşartıcı gazla saldırması, eylemleri durdurması beklenirken, aksine eylemlerin yayılmasına neden oldu. Aynı gece ve ertesi gün, eylemciler üç üniversite binasını işgal etmişti. Yürüyüşler, gösteriler, eylemler, isyanlar bütün Yunanistan'ı sarmıştı. Ortaokullu, liseli çocuklar bile eylemlere katılıyor okulları işgal ediyor, bankalara ve polis karakollarına taşlı, molotof kokteylli saldırılar düzenliyordu. İşçiler ise sendika binalarını işgal ederek, isyana destek veriyorlardı. Daha önce belirlenen genel grev de hayata geçince, isyan farklı boyutlara ulaştı.


Yunan Hükümeti İsyancıların ; "bu tarih bizim değil, ama bu isyan bizim" derken, gösterdiği kararlılık karşısında ürktü. Seyirlik sirke dönen ülkeyi, sokakları sakinleştirmek için, İçişleri bakanı, (eylemlerin basladigi sabah) özür dileyip istifa etti. (başbakan istifayı kabul etmiyordu). Yunan Hükümeti, medya da dahil, isyanın bir biçimde temposunun düşeceğini, hatta tamemen bitmesini bekliyordu. Beklenen olmadı, isyan aksine sosyal patlamaya dönüştü. Artık on üç, on dört yaşındaki çocuklar bile polis karakollarına taşlı, molotoflu saldırlar düzenliyordu. "Hepimiz Alex'iz bizi de vurun" sloganları eşliğinde Atina merkezinde, ana caddeler üzerindeki bankalara, alışveriş merkezleri, uluslararası şirketlere saldırıyorlardı. Sokak çatışmalarına alışık olan Yunanistan halkı, daha önceden belirlenmiş genel grevi isyanla birleştirmişti. İçişleri bakanı, bir kez daha medyanın karşısına çıkıp istifa kararını açıklamış olmasına rağmen istifası kabul görmüyordu.

İktidar partisi, Yununistan'da tartışılması bile yasak olan bir konuyla, durumu kurtarma telaşı içinde, isyancılara karşı orduyu göreve çağırma tehditiyle durumu kurtarmaya çalışırken Avrupa'nın büyük devletleri, isyanın kendi ülkelerine sıçramasından korkuyordu. Fransız gazetesi Liberation "Fransa Yunanistan olur mu" sorusunu manşetine taşımıştı. İsyanda, korkan Avrupa, süreci endişeyle izlerken Türkiye'de ise Anarşistler İstanbul Yunan konsolosluğu önünde gösteri yapıp Yunanistan hükümetini protesto ediyordu.

Burada kısa bir parantez açmakda fayda var;

Mustafa Kükçe Ümraniye'de gözaltına alındı, cezaevine sevkinin ardından kaldırıldığı hastanede öldü. (14 Haziran 2007)
Nijerya'lı göçmen Festus Okey, Beyoğlu Polis Merkezi'nde silahla öldürüldü. (20 Ağustos 2007)
İstanbul Yenibosna'da Yürüyüş Dergisini dağıtan Ferhat Gerçek, polis tarafından sırtından vuruldu.(7 Ekim 2007)
İstanbul Avcılar'da bira içtiği gerekçesiyle tartışma açan polis tarafından Feyzullah Ete göğsüne atılan tekme sonucunda öldü. (21 Kasım 2007)
İzmir'de Dur İhtarına Uymadığı gerekçesiyle ateş açılan jipin sürücüsü Baran Tursun, başına isabet eden kurşun sonucu öldü. ( 24 Kasım 2007)
Adapazarı'nda bir hırsızlık ihbarı üzerine İ. T'ye ateş açılması sonucunda şahıs ağır yaralandı.(5 Ocak 2008)
Adana'da Murat Kurtaran adlı kişi banka soygunun ardından öldürüldü. (17 Ocak 2008)
Mimar Hüseyin Turgut, Yalova'da park yeri yüzünden cıkan tartışmada öldürüldü. ( 26 Ocak 2008)
16 yaşında Yahya Menekşe protesto gösterileri esnasında panzerin altında kalarak öldü.
Van'da Nevroz Gösterileri sırasında Zeki Erik göğsüne isabet eden kurşun sonucunda öldü. (15 Şubat 2008)
Yüksekova'da Nevroz Kutlamaları sırasında İkbal Yaşar öldü. 2'si ağır 25 kişi yaralandı.( 23 Temmuz 2008)
Motosikleti parka çekilen Orhan Oflaz öldürüldü, polis memuruna bıçak çektiği söylendi. (10 Temmuz)
Kırıkkale Mülteci Kampı sakinlerinden bir kişi protesto sırasında öldürüldü.(11 Haziran 2008)
Kadıköy'de çocuk yurdunda kalan 18 yaşında ki Yasin Kırbaş sırtından vurularak felç oldu. ( 18 Haziran 2008)
İstanbul Bahçelievler'de Cem İnci kendi kendine söylenirken polise küfür ettiği zannedildi ve öldürüldü. ( 6 Ağustos 2008)
Sivas'ta dur İhtarına uymadığı gerekçesiyle arabasına ateş açılan Turan Özdemir Öldürüldü.
Bursa'da hırsızlık ihbarında dur ihtarına uymadığı gerekçesiyle arabasına ateş açılan Turan Özdemir öldürüldü. ( 25 Ağustos 2008)
Yürüyüş Dergisi dağıtan Engin Ceber gözaltına alındıktan sonra karakolda ve cezaevinde işkence görerek yaşamını yitirdi. (10 Ekim 2008)
İstanbul Bağcılar'da gözaltına alınan Ahmet Laçin, karakoldan çıktıktan sonra hayatını kaybetti. Polis zanlının çatıdan düştüğünü söyledi. (12 Ekim 2008)
Antalya'da dur ihtarına uymadığı söylenen Çağdaş Gemik motosikleti üzerinde vurularak hayatını kaybetti. ( 27 Ekim 2008)
Zonguldak'ta akli dengesi bozuk olan Erdal Keloğlu, karakola gitmek istemediği icin dövülerek öldürüldü ( 25 Kasım 2008) Türkiye'de ki eylemler elbette Egenin karşı yakasında sevinçle karşılanmıştı, ancak yukardaki nedenlerden dolayi Yunanlı anarşistlerin, Türkiyeli anarşistlere yönelik eleştirileri de vardı. Bir yıl içinde Türkiye ve Kürdistan sınırları içinde, birçok insan Türk polisi ve askeri tarafından öldürülmüştü, ancak yaratılan bu mağduriyetlerle ilgili, Türkiye'li anarşistlerin yeterli eylemler düzenlememiş olması eleştirilerin belirleyici noktası oldu.


Yunanistan'da günlük politikaların belirlenmesinde Eksarhia ve Sindağma'nın öne çıkması ve belirleyici olması artık tartışılmıyor bile. Sindağma Yunan Hükümetinin neo-libreral /kapitalist politikalarını belirlenmesinde merkez olurken, son dönemle birlikte Eksarhia, daha çok Anarşist ve sol politikaların belirlendiği, dünyaya politik açılımların yapıldığı bir merkez konumuna geldi. Artık efendilerin sözünün çokça geçtiği bir yer olmamasının yarattığı durumdan doğan rahatsızlık kapitalist Yunan Hükümetinin rahatını kaçırmış durumda.


Kronoloji

6 aralık: Anarşist Alexandros Grigoropoulos, polis tarafından vuruldu. Alexandros Grigoropoulos'un vurulmasından çok kısa bir süre sonra eylemler başladı.

7 aralik : Atina'da göstericilerin Polis Karakollarına ve Bankalara saldırıları sabahın erken saatlerine kadar sürdü. Polis, göstericilere göz yaşartıcı gazla saldırıdı. Üç üniversite binası; Ekonomi, Hukuk,Panteon işgal edildi. Sabah saatlerinde Selanik'te, büyük bir eylem gerçekleştirildi, Egnatia caddesindeki eylem sırasında 2 polis karakoluna, bazı bankalara saldırıldı ve kimileri yakıldı. Öğlen saatlerinde eylemler Yanneha, Irakli, Chania, Komotini, Mitilini, Xanthi, Serres, Sparta, Aleksandrapolis ve Volos'a sıçradı İç İşleri Bakanını Prokopis Pavlopoulos, sabah saatlerinde kamaraların karşısına geçip, olayla ilgili özür dileyip istifasını açıkladı. Ancak başbakan istifa kararını onaylamadı.

8 aralik: 15.000 kişinin katıldığı bir birleşik eylemle başladı. Gösteriler sırasında birçok banka, süper market, devlet binası, lüks oteller tahrip edildi ya da ateşe verildi. Atina'nın alışveriş caddelerinin nerdeyse tamamı yıkıldı. 3 üniversite ( Politeknik, Hukuk, ASOEE-Ekonomi ) işgal altında ve geri çekilme üsleri olarak kullanıldı. Polisin kulandığı gaz bombası sonucu nefes almak nerdeyse imkansız olunca, genel sağlık konseyi alarma geçti. Çatışmalara binlerce insan katıldı. Aynı gün Bakanlar Kurulu toplandı 'kriz masası kurulduğunu, polisin örnek bir cezaya çarptırılacağını'açıkladı. Bu açıklama isyanı durdurmak yerine isyanın daha genişlemesine neden oldu. isyana Ioannina, Petra, Selanik, Larissa ve Kreta'da katıldı. Hedef neredeyse yalnızca polis binaları, bankalar ve uluslarararısı şirketler oldu.

10 aralik: Genel grev dışında isyana Ioannina, Petra, Selanik, Larissa ve Kreta'da katıldı. Hedef neredeyse yalnızca polis binaları, bankalar ve uluslarararısı şirketler.

11 aralik: Atinada 3000 kişi işgalcilerinin çağrısına uyarak gösteri için sokaklardaydı. Polis ilk kez doğrudan çatışma içinde yer almadı. Selanik Tiyatro Okulu işgalcilerinin çağrısını yaptığı gösteri, lise öğrencilerinin katılımı ile beklenenden daha büyük oldu. Anarşistlerle, lise öğrencilerinin ilk buluşması olan bu eylem gününde Gümülcine'de ki üniversite kampüsünde polisle yer yer catışmların sürdüğü, İskeçe kentinden gelen öğrencilerde katıldı. Gösteriye demir çubuklar ve bıçaklarla takip eden faşistler, siviller yer yer öğrencilere saldırıdılar.

12 aralik:Gösteriler sırasında Alexandros Grigoropoulos'u vuran polisin avukatının bürosu saldırıya uğradı. Lise ve orta okul öğrencileri karakollara taşlı saldırılar düzenledi. Polis Atina'daki Korai Caddesi'nde ki gösteriye saldırarak, en az dört öğrenciyi gözaltına aldı. Gözaltına alınanlardan birisi 13 yaşında bir kızdı; olaya tepki gösteren gazeteciler de polis tarafından ağır biçimde dövüldü. Lise öğrencileri ülke genelinde ve Atina mahallelerinde yeni gösteriler de gerçekleştirdiler. Hükümetin saldırıları devam etti. Kayıt-dışı plaka taşıyan sivil polislere ait bir otomobil Atina-Ilioupolis'teki lisenin önünde iki öğrencinin üzerine sürüldü, iki ögrenci yaralandı Parlemento önünde kı gösteri sonrası öğrenciler işgal altındaki üniversitelere geri çekilindi. Hukuk fakültesinin dışında ki polise ait bir jip yakıldı. Hukuk fakültesi çevresinde ki polis, Taş ve molotof yağmuruna tutuldu Atina'daki öğrenci gösterisi Liseli çocukların "Bizi de vurun!" sloganı ile parlementoya doğru yürüşe geçti. Polis göz-yaşartıcı gazla liseli gençlere saldırdı. Liseli gençler "KATİLLER!" hepimiz alexis sloganları ile karşılık verdi. Atina Ekonomi ve İşletme Fakültesi'ne, üzerinde "Cougias" (katilin avukatı), "git kendini sektir" yazan bir pankart astılar. Patras'tan çatışma haberleri geliyor anarşist, solcu) "parartima" işgalcileri kent merkezindeki bankalara saldırdı. 25 polis karakolu lise öğrencilerinin kuşatması altında. Petroupoli karakolu yedi saat boyunca kuşatıldı. ön-cephesi molotof kokteylleriyle tümüyle yakıldı. Anarşistler ana-akım radyo istasyonu Flash FM'i işgal ederek, yarım saati aşan bir süre kendi mesajlarını yayımladılar.
Anarşistler Atina'daki Agios Dimitrios belediye binasını işgal edip geçici komiteler kurdular. Belediye binası halk tarafından işgal edildi. Yayımladıkları bildiride "Alexis, umarız senin kanın dökülen son masumun kanı olur". "Kaosa katkıda bulunmak için gel!".

13 aralik: Hukuk, İktisat ve Politeknik'te işgaller devam etti. Genel toplantılara 300-500 kişi katıldı. Yunanistan genelinde 300 okulda işgaller devam etti. Ayrıca Agyos Dimitrios Belediyesi de işgal edildi ve 'halk meclisi' çağrısı yapıldı. Salı günü saat 12'de bütün öğrencilerin katılacağı bir yürüyüş çağrısı yapıldı. Devletin kolluk kuvetleri, faşistlerle birlikte anarşistlere, öğrencilere ve göçmenlere yönelik saldırılarını tırmandırıyor. Akşam saatlerinde 5 Filistinli bir de Polonyalı tutuklanıp Koridallos Cezaevi'ne götürüldü. Tutuklananlar, polisle çatışma ve yağmaya katıldıkları gerekçesiyle yargılanacaklar. Gözaltına alınanların yüzde 50'si göçmen ve Arap ülkelerinden göçen 25 kişi antiterör yasasına muhalefetten hakim karşısına çıkarılacaklar.
14-15 aralik: Lise öğrencileri, polis karakollarının önünde toplandı, mahkemelerin önünde dayanışma gösterisi yaptı. Chalandride ki işgalevine silahlı, faşist saldırı yapıldı. Lise öğrencileri Alexandras Bulvarındaki polis karakoluna saldırdı. Solcu/anarşist gruplar saldırıyı protesto gösterisi düzenledi. Solcu/anarşistler şu ana kadar her türlü geleneksel siyasal eylem biçimini aşmış bulunuyorlar. Atina'daki adliye binası önünde gözaltına alınanlarla bir dayanışma gösterisi yapıldı; Pazartesi sabahının erken saatlerinde, tanınmış bir yerel faşist/mayfa grup, Atina'daki işgal altında bulunan Chalandri belediye binasını işgal edenleri tehdit etti. Binadaki insanlar, silahlı tehditi karşısında, işgale cevre halkı testek verdi. Polis helikopteri Atina üzerinde dokuz gündür aralıksız dolaşıyor. Atina'nın eğlence bölgesinde gösteri; onlarca gözaltı; Politeknik çevresinde erken saatlere kadar süren sokak-çatışmaları; Syntagma meydanındaki oturma eylemine polis gözyaşartıcı gazla müdahele etti. Pazar, 14 Aralık 2008 04.20 am. Alexandros'un katledildiği yerden başlayan kendiliğinden bir gösteri Gazi ve Psiri bölgelerine (yani Atina'nın temel eğlence mahallelerine) yöneldi. Eksarhia'ya geri dönüşte, Omonia meydanında, göstericiler saldırıya uğradı ve en az 25 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanların büyük çoğunluğu 18 yaşın altında! Bu arada, Atina Politeknik kampüsünü çevreleyen bölgelerde polis ve göstericiler arasında çok yoğun çatışmalar var. Polis arabalarına ve polise onlarca molotof atıldı.polis gaz bombalarının kalmadığını, telsizinden yardım çağrıları yapıyor. Syntagma meydanında blogcular tarafından çağrısı yapılan barışçıl bir gösteriye, 1.30 sıralarında polisin göz-yaşartıcı gazla saldırdı.
aynı saatlerde "Atina, Panormou caddesinde bankalara saldırı düzenlendi. Bir para taşıma aracı içindeki paralarla yakıldı. "Eksarhia sakinleri polisi mahallelerinden kovdu" Ülkede 700 lise, öğrencileri tarafından işgal edildi. Eksarhia polis karakolu yaklaşık 100 kişinin saldırısına uğradı. Alexandros katledilmesinden bir hafta sonrasına denk düşen gecede Eksarhia mahallesinin dört bir yanında barikatlar var. Çatışmalar aralıksız devam ediyor

16 aralik: Salı günü bir başka anarko-ulaşım eylemi daha gerçekletirildi. Eylemciler, bu eylemlerle, kalıcı olarak "üretim-dolaşım-tüketim" döngüsünü bozmayı hedefliyorlar ve oldukça başarılı oldular. Eylemciler Atina Metrosunun Victoria Durağında, "Kendi kendilerini organize eden yolcular, bilet ve kontrolcülerinin sonunu getirecekler" biçiminde saloganlar eşliğinde metroları işgal ettiler. Ayrıca Atinadaki Zografou polis merkezine de eylemciler sabah erken saatlerde müdahale ettiler. Polisi karakolunu ve birkaç arabasını yaktılar.
Devlet televizyonu NET çok kısa bir süre için ele geçirildi. Öğrenciler kısa bir süre ellerinde " İZLEMEYİ KESİN – HERKES SOKAĞA " yazan bir pankartı açtılar. Eksarhialılar, yaptıkları gösteride polisin mahallerinden gitmesini istediler.Anti-polis eylemlerinin diğer mahallelerde de olacağı duyumlarını aldık. Brahmani, Sepolia, Petralona, Nea Ironia ve Dafni."Devletler öldürür. Sessizliğin onları silahlandırır".Göstericiler Agios Dimitros Belediyesini işgal ettiler.

17 aralik Bürokratlar, işgal edilmiş olan işçi konfederasyonuna saldırdılar. Saldırı başarılı olmadı. Saldırı sırasında polisi minibüsü daha yakıldı, İsyan Patras'ta Devlet televizyonunu işgal eden kişiler, hükümetin iftira niteliğindeki sözlerine. Ayrıca bir polis minibüsü daha yakıldı Atina'da. Patrasta, polisin avukatı Pampeloponisiako futbol sahasında bir basın açıklaması düzenleyecekti. Yaklaşık 500 kişi sahanın dışında toplanıp; Çöp teneklerini ateşe verdiler ve barikatlar kurdular.Polis, gaz bombalarıyla saldırdı.

18 aralik: Yunanistan'ın başkenti biber gazı dumanının altında boğuluyor. 5000 kadar eylemci polisile parlamentonun önünde çatışıyor.solcu ve anarşistler selanik'in Stavroupoli bölgesinde bir süpermarkete girdiler. Çıkmadan önce pazar arabalarını yiyeceklerle doldurdup, gelip geçenlere dağıttılar. Dağılmadan önce de hayat pahalılığını protesto eden bildiriler dağıtıp sloganlar attılar. Atina'daki öğrenci yürüyüşüne polis biber gazıyla saldırdı. Polisler yeni model daha güçlü bir gaz kullanıyorlar. Bir para transfer arabası yakıldı.

19 aralik:Bir TV istasyonu daha işgal edildi, Atina ve Selanik'te yeni eylemler, Uluslararası Eylem Günü'nün son hazırlıkları Chania'daki "Kydon TV", medyanın isyanı örtbas eden yalanlarını açığa çıkarmak için bugün işgal edildi. Son birkaç günde onlarca TV ve radyo istasyonu işgali gerçekleşti. Propylea Atina'da devlet baskısına karşı büyük bir konser başlamak üzere. Egaleo (Atina), Sintagma ve Selanik'te eylemler planlanıyor.

20.21.22 aralik: Politeknik işgaline yakın zamanda müdahele olasılığı tartışılıyor.
Politeknik'in rektör yardımcısı tarafından işgalcilere, binanıın artık üniversite yönteminin sorumluluğunda olmadığını ve kontrolün başsavcıya devredildiğini, duyurdu. 98 fm Anarşist radyo, üniversitenin korumalarına binayı terketmelerinin, söylendiğini duyurdu. Politeknik'te, binayı terktmenin gerekli olup olmadığı tartışılırken. Rektör yardımcısının olacağını iddia ettiği şey, devletin kendi kanunlarına göre %100 illegaldir. Üniversiteye polis operasyonu düzenlenmek üzere olduğu iddia edilmekte. Hatta, polisin üniversite yönetiminden izinsiz olarak bir üniversiteye düzenlediği de ilk operasyon olacak. "Giritli saldırıları" olağanüstü başlığı altında olaylara dikkat çeken Yunan basını: , "Iraklion, Crete'de, iki banka ve bir otogaleriye saldırı düzenlendi. Polis, sabah saat 3 sıralarında saldırganların Pancreaten Cooperative Bank Şubesine molotof kokteyli attıklarını belirtti. Şube, ardından gelen yangın ile yıkıldı. Saldırılarda yaralanan olmadı.

23. 24 aralik: Bir grup lise öğrencisi eğitim bakanlığının önünde tatilden önce son olması kararlaştırılan bir miting düzenledi. 15 yaşında bir gencin öldürülmesi üzerine protestolara devam edip etmeyeceklerine Ocak ayının başında karar vermesi beklenen öğrenciler, yaklaşık 700 okul ve üniversitenin işgaline devam edeceklerini ileri sürdü. Eğitim bakanlığı yalnızca 100 okulun işgal edildiğini iddia ediyor. * Atina'da 3000'den fazla protestocu "Polisler, Domuzlar, Katiller" diye slogan atarak yürüdü. Daha erken saatlerde, bir isyan polisi otobüsüne ateş edildi. Yetkililer otobüsteki 19 memurdan yaralanan olmadığını, fakat saldırının polise karşı şiddeti tırmandırabileceği yönünde endişeler oluştuğunu söyledi. Polis otobüsün Atina'da bir üniversite kampüsünden geçerken saldırıya uığradığını söyledi. Yetkililer 7 adet 7.62 milimetrelik kovan topladıklarını belirtti.
Salı günkü yürüyüş şehir merkezindeki birçok dükkanın kapalı kalmasına neden oldu. Bir grup genç bir polis arabasını devirdi. Miting sona ermeden önce protestocular polis şapkası giyen kağıttan yapılma bir domuz modelini ateşe verdiler. Çarşamba günü şehrin ana alışveriş bölgesinde bir protesto daha yapılması planlanıyor. GSEE adını almış olan işgal komitesi tarafından, kadın tutuklularla dayanışma eylemi çağrısı yapıldı. Ekonomi bilimleri üniversitesinde dün halk anarşistleri topluluğunun aldığı karara göre, üniversite işgal eden kişiler eylemi hep beraber ve güvenlik içinde binayı boşaltmaya elverişli bir an
olarak kullanacaklar. Hukuk ve Politeknik işgalleri sürüyor.

25.

aralik: "Giritli saldırıları" olağanüstü başlığı altında olaylara dikkat çeken Yunan basını: , "Dün erken saatlerde Iraklion, Crete'de, iki banka ve bir otogaleriye saldırı düzenlendi. Polis, sabah saat 3 sıralarında saldırganların Pancreaten Cooperative Bank Şubesine molotof kokteyli attıklarını belirtti. Şube, ardından gelen yangın ile yıkıldı. Saldırılarda yaralanan olmadı.
26.

Macin ilk yarisi sonuclandi.. devami 9 ocakta..

Kaynak: Anarşist iletişim

8 Ocak 2009 Perşembe

Devriye gezen polisin vurulmasını devlet mi planladı?

5 OCAK 2009 PAZARTESİ
Atina indymedia'da devriye gezen bir polisin Atina’nın Eksarhia semtinde vurulmasının ardından yayımlanan bir yazının tercümesidir. Bu metin geniş anarşist ve antagonist eylemcilerin düşüncelerini yansıttığı için önemlidir: Yunanistan hükümeti sahneye en eski ve en kirli oyuncularını sürüyor gibi görünmekte, bir kez daha saldırmakta. Şanslıyız çünkü hareketimiz en önemli hazinelerden birine sahip: toplumsal hafıza. Amerika’da cointelpro, italya’da baskı, ve buralardaysa yanlız silahlı adam ateşi. Nereden değil nereye ateş edildiği önemli, her grup savunmaya geçti. Unutmayacağız, affetmeyeceğiz ve küçümsenemeyiz…
5 ocak 2009 tarihinde gece 3'te, Atina’nın Eksarhia semtinde Kültür bakanlığı önünde nöbet tutan polislere ateş açıldı. 20'den fazla kurşun kovanı ve bir el bombasının bulunduğu söyleniyor. Bir polis yaralandı, göğsünden vurulan polisin, kurşunun cep telefonuna çarparak yavaşlaması sayesinde kurtulduğu söyleniyor.
İlk akla gelen hareketimize katılan hiç bir grubun, en ileri şehir gerillası taktiklerini benimsese bile (fiilen polis işgalinde olan)Eksarhia bölgesinde böyle bir eylem gerçekleştiremeyeceği oldu. Bu yüzden, büyük medyanın, politikacıların ve takpçilerinin, polisin acilen harekete geçmesi yönünde bir atmosfer yaratması tesadüfi değildir. Tabii ki böyle bir olasılığı tesadüfi karşılayamayız özellikle de bir kaç gün once (polis aracına ateş açılması -ç.n) Zografou'da üniversite kampüsünde meydana gelen olay yüzünden. Devlet iki dudağı arasındaki medya aracılığıyla kamuoyunu polise karşı girişilecek bu tarz ‘eylem’lere karşı hazırlamıştı. Saldırı yerinin kendisi de (Eksarhia Kültür bakanlığının önü) reçeteyi önümüze sunmakta: bu kadar sıkı gözetlenen bir yerde olması saldırganların doğrudan devletle ilişkili olduğunu gösteriyor.
Hiç şüphe etmeden bu kişilerin kendilerinden birini vurduklarını söyleyebiliriz –şu konuda yeniden düşünmeye gerek yok: Hayat onlara hiç bir şey ifade etmiyor. Eylemleri gösteriyor ki amaçları Alexis Grigoropoulos’un soğukkanlılıkla vurulmasına karşı oluşan tepkilere gösterilen sempatiyi yok etmek. Ayrıca şüphesiz ki her türlü direnişi ezmek ve sokaklara korku yaymak istiyorlar. Şu andaki koşullarda hiç bir silahlı devrimci örgütün seçmeyeceği Eksarhia’nın seçimi, toplumun aklında bütün gerekli bağlantıları oluşturuyor. Bu, polislerin ve hakimlerin her türlü şiddet hareketini meşru kılıyor. Bu kriz ve işsizlik ortamında tam da ihtiyaç duydukları buydu. Şimdiden 75 tutuklama yapıldı, Eksarhia’da yaşayanlara ve oradan geçenlere karşı saldırılar başladı, ev baskınları haberleri de geliyor –nasıl da denk geldi. Garip günler gelmekte, devlet kontrolünü kaybetmişti ve şimdi büyük bir şiddetle – ki şiddet tekeli devlette- geri dönmekte. Orantısız bir güç kullanılıyor, taş ve moloflara karşı tonlarca kimyasal gaz, mermiler (plastik ve normal), askeri eğitim almış tam teçhizatlı birlikler tarafından vahşice saldırıldı.
Hükümetin sağa dönüşünün (şimdiye kadar sağda idi, tutucu özünü aşırı sağa çekti ve baskı taktiklerini yoğunlaştırdı ve sertleştirdi) durdurulmasının ve geri çevrilmesinin tek yolu devlet baskısına karşı aynı anda birçok gösteri düzenlenmesidir. Cevaplar sokakta çatışmalar, kitlesel barikatlarla verilebilir sadece. Politik olarak insanlara kendi kendilerinin efendileri olduğunun anlatılması ve onların politik partilerin baskılarına karşı örgütlenmesi gerekiyor. Devlete ve kepitalizme karşı örgütlenerek mücadele etmeye ikna edilmeliler. Eylemlerimizi abartmadan yine de geleceğe inancımızla öz örgütlü toplantılarda fikirlerimizi paylaşarak ve birbirimize eylemler önererek aşağıdan örgütlenerek insanları görünür kılmalı ve geleceği birlikte adım adım kurmalıyız, tıpkı aralık devriminde yaptığımız gibi.
Başka şansımız yok –aksi takdirde teker teker ezecekler bizleri.
Bir kere daha ispat ettiler vicdansız olduklarını.


kaynak : http://www.occupiedlondon.org/blog/2009/01/05/was-the-riot-cop-shooting-orchestrated-by-the-state/

çeviri: isyandan

3 Ocak 2009 Cumartesi

Dünya Devrim Manifestosu

(Çevirmenin notu: aşağıdaki manifestonun yunanca versiyonu ülkede pek çok web sitesinde ve bloğun mesaj kutusunda mevcut. Metindeki bütün kısımlara katılmasam da özellikle beğendiğim şey üç hafta önce bu tip çağrılar ve düşünceler önemsenmez ve gerçekçi gelmezken birden her şey mümkün görünmeye başladı. 2008 in sonuna bile gelmeden böyle bir dünya devrim çağrı metnini çevireceğimi düşünmezdim ve yine Atina’nın en önemli alışveriş caddesi olan Ermou Caddesi’nin alev alev yanacağını düşünemezdim bile. Şimdi harekete geçmek için düşünme, plan yapma zamanı!)

Dünya Gezegeni

27 Aralık 2008, Cumartesi

1. İçinde yaşadığımız şirketçi devlet yapısı



Gezegenimiz şirketlerin kuşatması altında. Şirketlerin sahipleri (nevrotik, suça yatkın azınlık) parasal kaynaklarını maksimuma yükseltmek, kendi arzularını beslemek, otorite sahibi olmak, Dünya Gezegenini denilen postmodern endüstriyel ürününe sahip olmak için devleti araç olarak kullanıyorlar.

Hiç şüphe yok ki devlet bankaların kontrolü altında (tam tersi değil!),şu sıralar pasifçe gözlemlediğimiz gibi, devlet kapitalizminin doğuş yerinde maskeler düşmüş durumda: Birleşik devletler hükümeti şirketçi rejimin paniklemiş davranışlarını destekliyor ve ordusunu ‘yaklaşan bir krizin neden olabileceği bir sosyal kargaşa’ ya hazırlıyor.

Ayrıca, devletler bireyleri bölünmüş ve yararsız bir devletin içinde tutuyorlar, böylece insanlığın bariz düşmanına karşı ayaklanmak yerine birbirleriyle yarışıyorlar. Otorite sahipleri bireylere birbirlerinin/yanındakilerin farklılıklarını öğretiyor, onlara millet, cinsiyet, başarı, tüketim, sağlık, güzellik ve akıl sağlığı gibi “değerleri” aşılıyorlar. Bu evrensel düzeyde görülebilen ve bilinen davranışlara neden oluyor: milliyetçilik, ırkçılık, tüketicilik, cinsiyetçilik, fiziksel güç ayrımcılığı (ableism), yaş ayrımcılığı ve fiziksel görünüş ayrımcılığı.

Eğer polis gücü yararına olmasaydı, devletler bireyleri bu tip belirleyicilerle işaretlemeyeceklerdi, her çeşit Tıbbi Rejim, Eğitim Rejimi, Müessese Medyası, Dinler ve Bürokrasi.


İnsan evladı, biricik bir heterojen kimlikler olmaya başladığından beri hiper-vurgulu egosuyla insanlığı bitirdi. Proleter ve Müslüman, saygıdeğer bir ev hanımı ve lezbiyen, öğrenci ve bezgin, cinsiyetçi ve komünist, başarılı/yükselme hırsıyla dolu bir genç ve çevreyle ilgili meselelere duyarlı, kadın ve milliyetçi. Binlerce minik parçaya ayrılmış hali onu bastırılmış sınıf kimliğine zorlayanın kim olduğunu görmesini engelliyor. Daha önemlisi, aynı hal kendisinin daha kolektif olduğunu anlamasını engelliyor, evrensel neo-proleter gibi: gezegendeki bütün insanların günlük olayları karanlık ve sıkıntı içinde deneyimlemelerinden engellenmelere ve gönülsüz ölüme kadar. Bu tip bir proleter, sadece adet üzeri üstün gelir.

Bu bolca önceden tasarlanmış kimlikler, gezegendeki bütün toplumlarda ‘kültürel savaş’ durumuna yol açıyor (ayrıca uluslararası), kimlerin rejim lehinde yarış içinde oldukları gezegende. Ayrıca, bu durum saygıdeğer vatandaşların daha sıkı güvenlik önemlerini talep etmelerine de neden oluyor.

Şirketçi Burjuva Demokrasisinin diktatörlüğü gücüne karşı her türlü direnişi bastırıyor: direnişin sosyal esaslarını ölüm kokuları saçan politik partiler, ticaret birlikleri ve diğer politik oluşumlar içine hapsediyor. Hiç duraksamıyor, sadece sıklıkla özgürlükçü hareketleri bastırmak ve özgür irade hakkını reddetmek için gezegenin bölümlerini ‘demokratikleştiriyor’. (Irak’taki AB, Filistin’deki İsrail, Makedonya’daki Yunanistan)

Dünyanın doğal dengesini yok etmekte, bütün eko sistemi imha etmekte, doğayı başlaştırmakta ve bedenlerimizi yemeklerin niteliğiyle bozmakta sakınca görmüyor. Hepsi ilerleme, bilim ve medeniyet adına.

Bütün bu otoriter modellerin karışımı içinde zamanla medeni dünya bizi, insanların eskiden sahip olmadan (ironik bir biçimde) daha iyi şartlarda yaşadıkları bir yaşam kalitesine sahip olduğumuza ikna ettiler.

Tıbbi Rejimin nimetleri artan nüfus ve ortalama yaşam standartlarıyla basitçe ücretli kölelerin sayısını artırıyor ve aynı zamanda bu ücretli kölelerin yaşam standartlarını mutlak asgari seviyede tutuyor.

Şehirdeki yaşam insanları hayatın deneyimlerinden, doğanın fenomeninden gözlemleme ve öğrenme deneyiminden uzaklaştırıyor, fiziksel alan deneyimini yok ediyor ve bunları eskiden sıradan olan deneyimlerken (fiziksel işçilik, dışarıda hayatta kalma gibi.) sonradan kırılgan deneyimlere dönüştürüyor.

B.Dünya Devrimi medeniyete karşı olmalı

-Dünya iletişim ağındaki organizasyonumuzun katalizörü: bütün küskünleri ve başkaldıranları kendi seslerini yükseltmeleri için çağırıyoruz, ister makalelerini karşı-bilgilendirici medyaya yollayarak, ister kendi bloglarını oluşturarak, kolektif tartışma ortamları yaratarak, kapitalist web sitelerini çökerterek.

-Kendi çalışma ortamlarını kendileri organize etmeleri, kendi sistemlerini üretmeleri, konsensüs güvencesi altında, üretim mekânlarını ele geçirmek ve yatay bir sistem üretmeleri için bütün işçileri çağırıyoruz.

- Kendi binalarını ele geçirmeleri, bütün parti yardakçılarını kovmaları, teori ve pratiği kendi hayal güçlerine, tabiatlarına ve düşüncelerine göre yeniden oluşturmaları için bütün lise ve üniversite öğrencilerini çağırıyoruz.

- Bir araya gelmeleri, ilaç şirketlerinin ilaçlarını reddetmeleri, beyinlerimizi hırpalayan medeniyeti yok etmeye yarayacak fikirler üretmeleri için bütün Klinik Depresyonun yükü altında yaşayanları çağırıyoruz.

-Kurumlar onları yersiz yurtsuz insanlar haline getirdiği için onları yabancılaştıran medeniyeti yok etmeleri ve öfkelerini birleştirmeleri için bütün göçmenleri çağırıyoruz.

-Bilim Rejiminden istifa etmeleri, özgürce kolektif bir halde nasıl zararsız ve tükenmez enerji (güneş, rüzgâr ve jeotermal enerji gibi) üretilebileceğinin yolunu bulmaları için bütün bilim insanlarını çağırıyoruz.

-Kendilerine ait her şeyi mümkün olan maksimum düzeyde, üretim düzeyinde kamulaştırmak ve sabote etmek için devrimin olabileceğini unutan herkesi çağırıyoruz. Başarabiliriz ve buna değer!

-Burjuva yaratıları içinde hayal güçlerini harcamaktan vazgeçmeleri, mücadelemize katılmaları, hayal güçlerini Dünya Devrimini şekillendirmeye harcamaları için bütün burjuva sanatçıları çağırıyoruz.

- Üretimlerini kolektifleştirmeleri, kapital için aşırı tüketime son vermeleri, insan dostu üretim tekniklerini ve tarım sayesinde özgürce yaşamayı öğretmeleri için bütün çiftçileri ve zirai üreticileri çağırıyoruz.

-Et üretimine derhal el konulmalı ve bütün hayvanlar özgür bırakılmalı! Et üretimi cinayettir!

Özgürleşme hareketini ve çok önemli olan yandaş-bilgilendirmelere devam ettirmeleri için bütün anarşistleri, komünistleri ve özgürlükçüleri çağırıyoruz.

Üretim sürecini sabote etmek ya da kendimize göre tekrar oluşturmak, bağımsız yiyecek üretimi oluşturmak, var olan kaynaklara el koymak, şehirlerde bağımsız mekânlar oluşturmak ve bağımsız enerji biçimleri planlamak, tarihi geçmiş paraları karşılık olarak verebiliriz. Özgürlüğün sıcak rüzgârı gibi yayılacak değişik biçimlerde ve çokça anarşist kültür ürünü, yandaş-bilgilendirici iletişim ağları yaratabiliriz.

Devletlerin bize yönelik her türlü saldırısı isyanımızla karşılaşacak, fakirliğin, depresyonun, mahrum edilmenin isyanı. Zamanı avuçlarımız arasına alacağız!

Atina’nın aralık ayının isyanına dünyadaki devrimcilere esin olmaları için izin verin!

Dünya insanları, birleşin!

Anarşi ve özgürlükçü komünizm için!

Özgürlük için!

Sınırsızlık için!

Çok yaşa Dünya Devrimi!

kaynak: isyandan.blogspot.com/

Yunanistandaki Anarşistlerle Dayanışmak İçin Uluslararası Elektronik Sivil İtaatsizlik

***LÜTFEN BUNU YAYIN! HERKESE İHTİYACIMIZ VAR!***

Yunanistandaki Anarşistlerle Dayanışmak İçin Uluslararası Elektronik Sivil İtaatsizlik

29 Aralık 2008 Pazartesi

Baskılara karşı hacker'lar, 31 aralık çarşamba - aralığın son günü- yunanistandaki anarşistlerle dayanışmak için uluslararası elektronik sivil itaatsizlik eylemi çağtısı yaptılar. Aralık, 15 yaşında bir anarşist olan Alexandros Grigoropoulos'un polis tarafından soğuk kanlılıkla öldürüldüğü ay. Aralık ayrıca mücadele verenler tarafından da sonsuza kadar hatırlanacak bir ay. Ölümünden dakikalar sonra binlerce yunanistanlı sokakları ele geçirdiler, dünyadaki binlerde öyle yaptılar. Liberal gruplar bile hükümetin geri çekilmesini talep ettiler. Sokaklar insanlar tarafından geri alındı, karakollar yakıldı, bankalar yıkık bomboş kutulara döndüler. Bütün bu zaman boyunca Yunanistan hükümeti, silahıyla, gaz bombasıyla ve medyasıyla insanlarla savaşıyor ve onları durdurmaya çalışıyorudu. Şimdi bizim onları durudurmamızın zamanı

Doğrudan Yunanistan Emniyeti'nin ve Başbakanlığı'nın resmi sayfalarına saldıracağız. Onlar doğrudan bu işten doğrudan sorumlular ve doğrudan karşılık verilecekler. Onların, sokaklarda olanlar ile ilgili yalanlarını, medyaya ulaştırmalarına daha fazla izin vermeyeceğiz. İster linkteki dosyayı şimdi yükleyin isterseniz yarın. Biz sitemizin kapatılması ihtimaline karşılık şimdi indirmenizi öneriyoruz.

İhtiyacınız olan dosyayı aşağıdaki mirrorlardan birinden indirebilirsiniz. Zaman geldiğinizde onu internet tarayıcınızla açın (örnek; Firefox, Safari, Internet Explorer)ve böylece onları durdurmamıza yardımcı olun. Baskı kuran ve bundan kar sağlayan kurumlara karşı yapılan bu eylem, gelecek bir kaç hafta için başka eylemlerle devam edecek bir serinin ilk parçası.


http://FileHost.JustFreeSpace.Com/601test.html
http://www.filefactory.com/file/a0081df/n/test_html
http://w19.easy-share.com/1903035989.html
http://www.usaupload.net/d/emm2u0uz3j1
http://freefilehosting.net/download/43d0h
http://rapidshare.de/files/41232831/test.html

TSitemizi görmek ve ECDing yapmaya başlamak için veya programı indirmek için:
http://www.stormpages.com/greeksolidarity/test.html

İsterseniz basitçe, www.primeminister.gr ve/veya www.astynomia.gr adreslerini açıp onları tazeleyebilirsiniz. Firefox'ta bunu yapan pek çok eklenti var. Araçlara ve oradan eklentilere girin ve arayın. Bu eklenti gelecek eylemlerde de işe yarayacak. (ör: www.primeminister.gr and www.astynomia.gr )

Binlerce Direniş Aralıklarına

çev:isyandan

DEVRİME GİDEN YOL

Uri Gordon


Atina'da, 15 yaşındaki Alexandros Grigoropoulos'un polis tarafından sebepsiz yere öldürülmesinin üstünden 3 hafta gecti ve Yunanistan'ı içine ceken isyanlar azalmadı.
Başkentteki üç üniversitede(ekonomi, politeknik ve hukuk fakültesi) öğrenci işgallerinin yakında sona ermesi beklenirken, yapılacak olan büyük eylem planları(9 ocak), protestolar, sokak çatışmaları, televizyon ve radyo istasyonlarına yapılan gasplar tüm hızıyla sürüyor.
Yunanistan'da,bir blogçu tarafından bu hafta şu yazıldı:" Oraya, buraya, her yere gitmekle görevliyiz; ancak tarihin sadece izleyicileri olarak koltuklarımıza ya da evlerimizin vicdanlarımızı donduran sıcağına değil. Ayrıca, enternasyonal dalgalanmalar elle tutulur ve hissedilmekte. Dayanışma gösterileri ve Yunan elçiliklerine olan saldırılar dünyaya yayılmış durumda ;Moskova'dan New York'a ve Kopenhag'tan Meksika'ya.. Öğrenciler tarafından basılan, dağıtılan bildiriler ve manifestolar ve Yunan okullarındaki toplantıların ingilizce, fransızca, italyanca, türkçe ve sırpça olarak doğrudan çevirileri yapılıyor ve çevrimiçi olarak postalanıyor.
İsyanın ilk birkaç gününde, meydana gelmekte olan tüm dayanışma eylemlerinin listesi internette bir araya getirilmeye çalışılıyordu ancak bunun imkansız olduğu ortaya çıktı: Abartısız yüzlerce vardı; binlerce insan sokaklara dökülmüştü. Geçtiğimiz cumartesi, polis şiddetine karşı yapılan küresel eylem gününde- 30 dan fazla şehirde-dünya çapında gösteriler gerçekleştirildi.
Birleşmiş basın mensupları, rüşvetçi devletin getirdiği huzursuzluk ve hayal kırıklığının, global mali krizin ve güvenli , sosyal hakları göz önünde bulunduran iş imkanlarının kıtlığı ile yüzyüze gelen Yunan gençlerindeki hoşnutsuzlugun sebeplerini açıklamak için çeşitli teoriler teşhir etti: “Nesnel koşullara kör bir tepki olarak isyanlar” yada “isyanlar, nesnel koşullara kör bir tepki”
Fakat tüm bunlar ses çıkarmamaya yönelik ve tuzaga düşürücü,kasıtlı açıklamalar ve başkaldırının açık,kesin olan dürtü ve sebebini görmezden geliyor.
Atina Ekonomi Okulu'nu işgal eden öğrenciler tarafından verilen bildiriler olayı nasıl gördüklerini açıkça gösteriyor: "Demokratik rejim-kendi huzurlu, barışçıl çerçevesinde-her gün bir Alex öldürmez, çünkü milyonlarca Ahmetler, Fatimalar,Jorjeler, ıÜüıÜüJin Tiaolar, ve Benajirler öldürür çünkü o : sistematik ve yapısal olarak , pişmanlık duymaksızın üçüncü dünyanın bütününü öldürüyor.
Normalliğin kardinalleri domuz Korkoneas'in(Alex'i vuran) mermisi tarafından çiğnenen kanun için ağlıyorlar, fakat kanunun gücünün yalnızca güçlünün gücü oldugunu kim bilmez? Bu öyle bir kanun ki; şiddet üzerinde şiddet egzersizine izin verir.Sondan, acı sona yasa geçersizdir, hiçbir anlam içermez, cezanın şifreli gücünden başka hedefi olmayan bir kanundur.
Ya da başka bir- isimsiz- bildiride şöyle denilmiş :"Neyin peşindeyiz? Eşitlik. Siyasi, ekonomik ve sosyal. Tüm insanlar arasında. ıÜüKöle tüketicileri, meta ve özne olmayı reddetmeye ikna etme imkânımız oldukça sınırlı. Ne yapabiliriz? Marketlere zarar ver ve yağmala, malları herkese dağıt, ve eşitsizliğe dayanak olan efsaneyi yok et!
Bütün bunlar, anlaşılmaz bir şikayet ya da tek olaylık bir protesto değil, bu özbeöz anarşist devrim!
Yunanistan' da olanların kapitalist sistemin kendisine ve bu sistemi güçlendiren devletlere karşı olan, ileriye yönelik sosyal bir başkaldırı olmasını anaakım medyası , basitçe, sindiremiyor. Şunu kabul etmenin zamanı: Yunan anarşist hareket, kendinden birinin öldürülmesinden sonra, başarıyla inisiyatifi ele geçirdi; meseleleri geniş kamuoyunun – çoğu genç gerçi – ilgisini çekecek biçimde ifade ederek.
Az sayıda insan farkett ki: Yunan anarşist hareket dünyadaki hareketlerin, hissedilebilir şekilde, en büyüğüdür. Bu hareket ayrıca, 1967'den 1974'e dek olan askeri diktatörlüğe karşı olan direnişin mirasından ve onun engin sosyal desteginden yararlanmaktadır. Yüksek gerilimli gösteriler Yunanistan’da bir devamlılık meselesi..Anarşistler ve polisler için, Selanik ve Atina sokaklarında sıcak sokak çatışmaları yapmak, pratik olarak iki ayda bir meydana gelen bir olay . Son olan olaylar,sadece süreklilik ve genişlikleri ile dikkat çekici- saldırganlık seviyeleri ile değil.
Değeri seyrek olarak anlaşılan başka bir faktör de:Yunanistan, normal olarak, güvenlik mekanizmasının, görece sıkı tutulduğu bir ülke. Mesela, Uluslararası Gizlilik Hakkı Örgütünün, izlediği ülkeler üzerindeki değerlendirmesine göre, Yunanistan, devlet istihbarat gücünün vatandaşlara karşı suistimalini engellemek için “yetkin korumaların” bulunduğu tek ülke. Diktatörlüğün kalıntıları, orta sınıflar arasında bile, polisin doğal olarak baskıcı olduğu izlenimini bıraktı.
Yunanistan'daki isyan anti-kapitalist devrim ile sonuçlanacak mı? Sadece, sosyal dokuda açtıkları boşluk, toplumun diğer kesimlerinin büyümesine ve eskilerinin yıkımıyla halka dayalı yeni kurumların yaratılmasına imkân vererek genişler ve derinleşirse. Bürokratik işçi sendikaları ve Komünist Parti isyanı yerelleştirdikçe ve kendi politik hedefini polisin silahsızlaştırılmasıyla sınırladıkça, bu kısa sürede mümkün görünmüyor.
Fakat hiç şüphe yok ki: Yaklaşan ekonomik buhran ve çevre kirliliği döneminde, Batı ülkelerinde neler olacağına dair yeni değerlendirmeler yapılıyor. Avrupa hükümeti, şüphesiz, ve büyüyeceği tahmin edilen iç huzursuzluğu önlemek için gözetim ve tedbirlerini arttıracak. Ancak bunlar, ardı ardına gelen krizler güç ve ayrıcalıkları sorgulamaya çağırdıkça, nüfusu baskı altında tutmakta yetersiz kalacaktır.

Uri Gordon "Anarchy Alive!: Anti-Authoritarian Politics from Practice to Theory" yazarı (Pluto Press); www.anarchyalive.com.

çev:sev